|
Bakan DİNÇER 'Kapatmayı gerektirecek eksiklik yoktu' |
|
|
|
|
CİHANGİR DARENDE tarafından yazıldı
|
|
PerÅŸembe, 11 Mart 2010 17:18 |
|
Ankara- TBMM Genel Kurulu, Başkanvekili Meral Akşenerbaşkanlığında toplandı. Akşener, gündeme geçmeden önce 3 milletvekiline gündem dışı söz verdi. İstiklal Marşı'nın kabulü veMehmet Akif Ersoy'u anma günü nedeniyle gündemdışı söz alan AKP Yozgat Milletvekili Mehmet Çiçek, Ersoy'un, İstiklal Marşı'nı yazdığı dönemdeki Türkiye'nin içinden geçtiği tarihi süreci anlattı. İstiklal Marşı'nın yüreklere nakşederek her zaman okunmaya devam edeceğini belirten Çiçek, milletvekillerinden, kendilerini o günlerde yaşıyor gibi hissetmelerini isteyerek, İstiklal Marşı'nın 10 kıtasını da okudu. DSP Genel Başkan Yardımcısı ve İstanbul Milletvekili Hasan Macit de Balıkesir'in Dursunbey ilçesinde meydana gelen grizu patlamasına değindi. Kendilerinin de bölgede incelemelerde bulunduğu belirten Macit, yöredeki insanların, yaşanan bu acının karşısında bile, işsizlik korkusu nedeniyle, ocağın kapatılmasına yol açacak açıklamaların yapılmasını istemediklerini söyledi. Macit, bu durumun, ülkedeki işsizliğin boyutunun bir göstergesi olduğunu kaydetti.
'İzah etmekte zorlandığımız bir kaza'
Hükümet adına söz alan Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Ömer Dinçer, Dursunbey'deki grizu patlamasıyla ilgili açıklama yaptı. Bakan Dinçer, ''Dursunbey, bizim izah etmekte zorlandığımız bir kaza olarak ortaya çıktı'' dedi. Son yıllarda Bakanlık olarak özel bir proje yürüttüklerini belirten Dinçer, bu projenin, Türkiye'deki iş kazaları ve iş güvenliği ile ilgili kapsamlı bir çalışma olduğunu söyledi. Türkiye'nin çalışma hayatı ile ilgili iki temel sorunun bulunduğunu kaydeden Dinçer, işsizler açısından bakıldığında mesleksizlik, çalışanlar açısından bakıldığında da iş güvenliği sorunu bulunduğuna işaret etti. 2008 yılında 1 milyon 865 bin 115 iş günü kaybedildiğini belirten Dinçer, bunun üzerine üretim kayıpları, meslek hastalığına yakalananlar, malüllük ve ölümlü kazaları da kattıklarında ülkenin yaklaşık 4 milyar liraya yakın bir kaybının olduğunu ifade etti. Son yıllarda alınan tedbirler sonucunda iş kazalarında ciddi azalma olduğunu anlatan Dinçer, 2003-2008 yılları arasında iş yeri sayısının yüzde 51, istihdamın yüzde 57 oranında artmasına rağmen, iş kazalarının sayısında yüzde 35 ile yüzde 37 arasında azalma söz konusu olduğunu vurguladı. Dinçer, buna rağmen, iş kazalarında ölüm oranının gelişmiş ülkelere göre yüksek olduğunu vurguladı.  'İşçi de bilinçli olmalı'
Ölümlü iş kazalarının yüzde 15'nin metal, yüzde 10'unun madencilik, yüzde 7,6'sının inşaat sektöründe meydana geldiğini bildiren Dinçer, bu 3 sektörün özel projelerle kontrol edildiğini söyledi. Dursunbey'deki maden ocağının da tedbirlerin özel olarak uygulandığı maden ocaklarından biri, işverenin de bu konulara gönül vermiş bir kişi olduğuna dikkati çeken Dinçer, şöyle devam etti: ''Belki de bunun en önemli göstergelerinden birisi, daha önce Mustafakemalpaşa'da meydana gelen patlamanın ardından ilk kurtarma ekibi olarak gelen ekip bu maden ocağından gelmişti. Maalesef o ekip bu kez burada can verdi. İş kazalarının büyük bölümü KOBİ'lerde meydana geliyor. KOBİ'lere yönelik iş güvenliği projeleri başlattık. Önümüzdeki aylardan itibaren 43 ilde iş güvenliği seferberliği başlatıyoruz. Meslek odaları ve sendikalarla birlikte iş güvenliği konusunda yeni bir kültür yaratmak, hem işçimizin hem iş verenimizin dikkatini çekmek üzere program yürütmeye başladık. İş güvenliği ile ilgili eğitim programlarını bütün kurumlara yaydık. Şu anda 17 üniversitemizde iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili eğitim programını başlatacak merkezler oluşturuluyor. Mühendislik fakültelerinde, duruma göre zorunlu ya da seçmeli olmak üzere iş güvenliği dersleri konulması konusunda mutabakata vardık. Milli Eğitim Bakanlığında, ana okulundan liseye kadar bu konuda eğitim programları başlattık. Aslında bu sadece Bakanlığımızın çabasıyla üstesinden gelinecek bir sorun değil. Toplumsal sorundur bu. Eğer bir işçi motosikletine binerken kaskını motosikletinin arkasına bağlıyor ise hiç bir güvenlik tedbiri, Bakanlığın alacağı hiç bir önlem, hiç bir meslek odasının çabası fayda etmez. Odak noktaya, önce kendi canına ve sağlığına sahip çıkması gereken işçiyi oturtmalıyız. İş güvenliği tedbiri alınmayan bir işletme ortamında, bir işçinin çalışmayacak kadar bilinçli olması gerektiğini düşünüyorum.'' Bakan Dinçer, bununla birlikte iş verenlerin de sorumsuz tavırlarının önünü kesilmesi gerektiğini belirtti. Teftiş zihniyetinde de değişikliği ön gördüklerinin altını çizen Dinçer, ''Gittiğimiz yerlerde, mutlaka ceza kesen, mutlaka eksikler bulan değil, ona rehberlik eden, yol gösteren, danışmanlık sunan insanlar olmak istiyoruz'' dedi.  'Kapatmayı gerektirecek eksiklik yoktu'
Dursunbey'de yaşanan kazadan 20 gün önce denetim yaptıklarını anımsatan Dinçer, denetimlerde kapatmayı gerektirecek bir eksiklik bulamadıklarını söyledi. Maden ocağında çok büyük sorunlar oluşturacak bir eksiklik görülmediğini anlatan Dinçer,''Ama bu kaza yine oldu. Yakında ön rapor çıkacak. Biz gerçek anlamda sorunun sebebini o zaman görebileceğiz. Eğer bir ihmal varsa, herkes emin olmalı ki bunun hesabını, kendi nefsimden başlayarak herkese soracağız''diye konuştu. Bakan Dinçer, Durbunbey'deki maden ocağının Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nca kapatıldığını, kendilerinin kapatmayla ilgili kararlarının gecikmesinin sebebinin, Bakanlığın prosedürünü belirleyen hukuki düzenlemelerle ilgili olduğunu söyledi. Bu tip kazalardan sonra kendi müfettişlerini gönderdiklerini ve incelemeyi yaptıktan sonra çıkacak rapora göre kapatma kararı verdiklerini belirten Dinçer, şunları söyledi: ''Bugünlerde rapor tamamlanacak. Sonra kararımızı vereceğiz. Bizim kapatmamız halinde, o işçiler işlerine devam ediyormuş gibi ücretlerini alırlar. Şayet işten çıkarılırlarsa, işçilerimize işsizlik ödeneğinden ücret ödeyeceğiz. Orada kazaya muhatap olan işçilerimizden ölen ve yaralananlara yönelik sosyal güvenlik kurumunun bir takım tedbirleri vardı. O tedbirleri aldık. Ölen işçilerimizle ilgili hem cenaze masraflarının karşılanması, hem de ölüm aylığının alınmasıyla ilgili tedbirlerimizi tamamladık. Orada örnek bir davranış da sergiledik. Bizzat yöneticilerimiz ölenlerin ailelerine gittiler,işlemlerini evde yaptılar.'' |
|
|
Grizu patlamaları ders oldu bin 500 KOBİ'ye eğitim verilecek |
|
|
|
|
CİHANGİR DARENDE tarafından yazıldı
|
|
PerÅŸembe, 11 Mart 2010 09:56 |
|
Türkiye'de ortaya çıkan kazaların en büyük sebebinin ise ihmal ve bilgisizlik olduğu ortaya çıktı. Tersane ve grizu patlamalarında meydana gelen iş kazaları üzerine harekete geçen hükümet, AB ile birlikte iki projeyi hayata geçiriyor. İki yıl süre ile verilecek eğitimlerle birlikte hem işyeri sahipleri hem de çalışanların kazalarda daha tedbirli olması sağlanacak. 'Türkiye'de İş Yerlerinde İş Sağlığı ve Güvenliği Koşullarının İyileştirilmesi' ve 'İş Sağlığı ve Güvenliği Laboratuvarları Teknik Destek Projesi' bugün Ankara'da bin 500 Küçük ve Ortaboy İşletme'nin (KOBİ) eğitimi için start verilecek. Proje en çok iş kazası ve meslek hastalıklarının yaşandığı inşaat, maden ve metalürji sektörlerini kapsıyor. Program için Kocaeli, Zonguldak, Ankara, Kütahya ve Denizli illeri ise pilot bölge olarak seçildi. Bu kapsamda Avrupa Birliği ile birlikte Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü (İSGGM) bin 500 işletmeye eğitim verecek. Daha önce önlem alan 10 KOBİ ise örnek model olarak sunulacak. Proje, işçilerin işyerlerindeki sağlık ve güvenlik koşullarını iyileştirmeyi ve ilgili AB müktesebatının Türkiye'de uygulamasını sağlamayı hedefliyor. Projeyi Avrupa Birliği ile birlikte Türkiye finanse ediyor. 5 milyon 875 Euro kullanılarak gerçekleştirilecek çalışmalarda son günlerde ortaya çıkan grizu patlamalarındaki ihmalleri ortadan kaldırması bekleniyor. Avrupa Birliği ile birlikte yürütülen çalışmada, kazalara sebebiyet vermemek için önlem almanın kazadan daha az maliyetli olduğu KOBİ'lere anlatılacak. Sözü edilen 3 sektörde çeşitli eğitimler düzenlenecek. Ayrıca 500 iş sağlığı ve güvenliği uzmanı kayıt sistemi üzerine eğitim alırken 500 kişi de iş hastalıkları teşhisi konusunda eğitim alacak. İş Sağlığı ve Güvenliği Laboratuvarları Teknik Destek Projesi'nde ise, İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğü Bölge Laboratuvarları'nın kurumsal kapasitelerinin artırılmasıyla, işletmelere ve özellikle KOBİ'lere İş Sağlığı Güvenliği mevzuatının etkin uygulanması amaçlanıyor. ZAMAN |
|
KÖMÜR OCAKLARITOPLU MEZAR OLMAYA DEVAM ETMESİNE RAĞMEN ÖNLEM OLARAK BİR ARPA BOYU YOL ALINAMIYOR |
|
|
|
|
CİHANGİR DARENDE tarafından yazıldı
|
|
Salı, 09 Mart 2010 21:17 |
| Â | Â |  |
| Salı, 09 Mart 2010 | Geçen ay içinde Balıkesir’in Dursunbey İlçesi’nde faaliyetini sürdüren  Şentaş Madencilik’e  ait  yeraltı kömür ocağında  meydana gelen  ‘GRİZU’ patlaması  sonucu 13 maden işçisinin ölmesine,  Türkiye Maden İşçileri Sendikası  Yeni Çeltek Sorgun Şubesi, yayınladığı bir bildiri ile tepki gösterdi.
Şube’nin Yönetim Kurulu Başkan Vekili Cengiz Babayiğit  imzasıyla yayınlanan bildiri girişinde,’KÖMÜR OCAKLARITOPLU MEZAR OLMAYA DEVAM ETMESİNE RAĞMEN ÖNLEM OLARAK BİR ARPA BOYU YOL ALINAMIYOR’ dendikten sonra  şöyle deniyor: ‘Balıkesir’in Dursunbey  İlçesi’nde çalışmalarını sürdüren Şentaş Maden Ocağı’nda meydana gelen ‘Grizu patlaması’nda  13 emekçimizin yaşamını yitirmiş olmasının derin üzüntüsünü yaşamaktayız. 2006 yılında , aynı işletmeye ait ocakta  17  madencimizin  yaşamını yitirmesinin ardından  aynı facianın yaşanmış olması, sorumluların  bu tür işyerlerinde  gereken önlemleri almadığını gösteren en büyük sorumsuzluktur. Bu durum içimizde duyduğumuz kaygıyı  bir kat daha artırmaktadır. İş kazalarında dünya üçüncüsü , Avrupa birincisi olmamız da Türkiye’nin bu konuda geldiği noktayı göstermektedir. Tüm sendika, oda ve benzeri işçi kuruluşlarının yıllardan  beri yapmış olduğu mücadeleye rağmen her nedense  ‘İş Sağlığı ve İş Güvenliği Yasası’ bir türlü Yüce Meclis’çe  bir türlü çıkarılmamaktadır. En kritik görevi yapan  ‘Fenni Nezaretçi’lerin  işverene ücret ve iş akdi yönünden  bağımlılığının ortadan kaldırılmaması, etkili bir denetim ağının kurulamaması ve caydırıcı  yaptırımların gündem getirilememesi ile örgütsüzlük, kömür ocaklarının toplu  mezar olmalarına  yol açacaktır. |
|
|
Dursunbey'deki maden faciasında ölenlerin sayısı 16'ya çıktı |
|
|
|
|
CİHANGİR DARENDE tarafından yazıldı
|
|
Salı, 09 Mart 2010 21:15 |
Dursunbey'deki maden faciasında ölenlerin sayısı 16'ya çıktıCoşkun YAMAN/BALIKESİR, (DHA) BALIKESİR'in Dursunbey İlçesi'ndeki maden ocağında geçen 23 Şubat'ta meydana gelen grizu faciasında ağır yaralanan işçilerden 32 yaşındaki Mehmet Davran, tedavisinin sürdüğüİstanbul'daki hastanede yaşamını yitirdi. Böylece ölen madencilerin sayısı 16'ya yükseldi.
Dursunbey İlçesi'ne bağlı Odaköy'de Şentaş Madencilik'e ait maden ocağında 23 Şubat'ta meydana gelen grizu patlamasında ağır yaralanan işçilerden Mehmet Davran, İstanbul'da tedavi gördüğü Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yaşamını yitirdi. Yaren'in cenazesinin Bigadiç İlçesi'ne Işıklar Köyü'nde toprağa verileceği bildirildi. Davran'ın evli ve biri 12, diğeri 9 yaşında 2 erkek çocuk sahibi olduğu öğrenildi.
Grizu faciasının ilk gününde maden mühendisi Özgür Seçkin'le (33), işçilerden Engin Tanrıkulu (26), İbrahim Saygılı (27), İsmail Gürlen (38), Mehmet Özel (23), Süleyman Duman (30), Celal Karakafa (23), M.Serkan Aydın (23), Bünyamin Tuncay (33), Önder Kartefe (27), Mustafa Demirel (27), Muammer Karaca (49), Ali Yaren (32) hayatını kaybetmişti. Kazada 18 işçi yaralanmıştı.
Yaralı işçilerden Ramazan Can (30) kazadan 4 gün sonra 27 Şubat’ta, İsmail Yaren (34) 7 Mart’ta yaşamını yitirmişti. Mehmet Davran’ın da ölümüyle kazada yaşamını yitiren işçilerin sayısı 16’ya ulaştı.
Yaralılardan Dursunbey Devlet Hastanesi’nde tedavi gören Talat Tanrıkulu, Celal Açık ve Davut Yaren taburcu edilmişti.
12 MADENCİ HASTANELERDE Odaköy'deki grizu faciasında yaralanan işçilerden 12'sinin tedavileri çeşitli hastanelerde sürüyor. İşçilerin isimleri ve tedavi gördükleri hastaneler ise şöyle: ‘Ömer Yüksel (Ankara Numune Hastanesi), Sedat Babacan, Hayrettin Kahraman, Hüseyin Kartefe ve Hasan Hüseyin Karaca (Dr. Lütfi Kırdar Kartal Eğitim ve Araştırma Hastanesi), Ramazan Fidan (İzmit Derince Eğitim ve Araştırma Hastanesi), Ahmet Karaca (Denizli Devlet Hastanesi), Ali Avcı (Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi), Mehmet Demirel, Arif Bozdemir ve İbrahim Aslan(İzmir Bozyaka Eğitim ve Araştırma Hastanesi), Mehmet Gül (Balıkesir Atatürk Devlet Hastanesi)’ |
|
Sendika maden bölgelerine yanık ünitesi istiyor |
|
|
|
|
CİHANGİR DARENDE tarafından yazıldı
|
|
Salı, 09 Mart 2010 10:43 |
|
Türkiye Maden Mühendisleri Odası (TMMOB) Balıkesir Temsilcisi Metin Yılmaz, yapılan istatistiklerde son yıllarda özellikle madencilik sektöründe meydana gelen iş kazalarında belirgin bir artış yaşandığını söyledi. Yılmaz, kömür madenciliği yapılan bölgelerdeki sağlık kuruluşlarında mutlaka yanık üniteleri kurulması gerektiğini dile getirdi. Balıkesir'in Dursunbey ilçesine bağlı Odaköy'de bulunan bir maden ocağında meydana gelen grizu patlaması sonucu 14 işçinin hayatını kaybettiğini, 17 işçinin de yaralandığını belirten Yılmaz, olayın ardından sektördeki iş güvenliğinin yeniden gündeme geldiğini kaydetti. Madencilik sektörünün, bilgi, deneyim, uzmanlık ve sürekli denetimi gerektiren dünyanın en zor ve riskli iş kolu olduğuna dikkta çeken İl temsilcisi Metin Yılmaz, "Maden kazaları incelendiğinde teknik, sosyal, ekonomik, eğitim, planlama, denetim sorunları vb. pek çok nedeni olduğu görülmektedir. Özellikle 80'li yılların başından itibaren yapılan özelleştirme, taşeronlaşma, rodövans gibi yanlış uygulamalar kamu madenciliğini küçültmüş, kamu kurum ve kuruluşlarında uzun yıllar sonucu elde edilmiş olan madencilik bilgi ve deneyim birikimini dağıtmıştır. Yoğun birikim ve deneyime sahip olan kurum ve kuruluşlar yerine üretimin, teknik ve alt yapı olarak yetersiz, deneyim ve uzmanlaşmanın olmadığı kişi ve şirketlere bırakılması, buna ek olarak denetimin de yeterli ve etkin bir biçimde yapılamaması iş kazalarının artmasına neden olmaktadır." dedi. Sektörde karşılaşılan iş kazalarının önlenmesi için yıllardır oda olarak uğraş verdiklerini vurgulayan Yılmaz, sektörde ulusal düzeyde acil durum planı ve risk haritalarının çıkarılarak saha denetimlerinin bu doğrultuda yapılması gerektiğini dile getirdi. Son beş yılda 2 bin 500 maden mühendisine meslek içi eğitim hizmeti verdiklerinin altını çizen Yılmaz, "Madencilik sektörünün ayakta kalabilmesi için sektörel anlamda teşvik uygulamasının acilen başlatılması gerekmektedir. Madencilik sektörü de dahil olmak üzere, riskin yüksek olduğu bütün işyerlerinde işçi sayısına bakılmaksızın, iş sağlığı ve güvenliği kurullarının oluşturulması ve iş güvenliği mühendisi çalıştırma zorunluluğu mutlaka sağlanmalı. Ayrıca gerekli risk analizleri yapılarak işyeri güvenliğinin yeterliliği denetlenmeli, eksikliklerin giderilmesi için caydırıcı yaptırımlar uygulanmalıdır." diye konuştu. (CİHAN) http://www.stargazete.com/guncel/sendika-maden-bolgelerine-yanik-unitesi-istiyor-haber-248786.htm |
|
|
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 > 24 |