|
MADEN MO."BEN YAPTIM OLDU" MANTIĞIYLA YASA YAPILAMAZ!" |
|
|
|
|
CİHANGİR DARENDE tarafından yazıldı
|
|
Cuma, 12 Mart 2010 19:38 |
| |
Sayın MEHMET CİHANGİR DARENDE ,
"BEN YAPTIM OLDU" MANTIĞIYLA YASA YAPILAMAZ! Maden Kanununda değişiklik yapılmasına ilişkin çalışmaların TBMM‘ ye gönderilmek üzere tamamlandığı görülmektedir. Odamız, Maden Kanununa yönelik düşünce ve taleplerini hem sözlü hem de yazılı olarak defalarca ilgili bakanlık yetkililerine iletmiştir. Odamız, davet edilmeyerek ve görüşleri alınmayarak hazırlanan sözkonusu çalışmada taleplerimize de yer verilmemiştir. 11.500 maden mühendisini temsil eden ve üyelerinin çok büyük çoğunluğu sektörde çalışan Odamızın özellikle çalışmaların dışında tutulmaya çalışılmasını manidar karşılıyoruz. Aynı zamanda sektörün görüşlerinin alınmamasını da doğru bulmadığımızı belirtmek istiyoruz. Bilindiği üzere, madenler, milyonlarca yılda oluşan, tüketildiğinde yenilenemeyen kaynaklardır. Bu nedenle mutlaka etkin bir planlama yapılarak üretilmelidir. Üretim yapılırken, ülkenin ihtiyaçları göz önüne alınmalı, çevreye duyarlı bir şekilde ve kamu yararı öncelikli olarak değerlendirilmelidir. Madencilik faaliyetlerinin kaynak kaybına yol açmadan, çevreyle uyumlu, akılcı ve ekonomik kurallara göre ve iş güvenliği- işçi sağlığı esasları çerçevesinde yürütülmesi, bilimsel ve teknik bilginin kullanımı ile mümkündür. Ülkemizde yasalar çok çabuk eskimekte ve yerine yeni bir yasa koyma ihtiyacı doğmaktadır. Bunun pek çok nedeni bulunmaktadır. Yasa oluştururken tüm tarafların görüşlerinin alınmaması ve belli grupların taleplerinin birebir yer bulması çıkan yasanın uygulanabilirliğini zorlaştırmaktadır. Maden Kanunu da daha çıkar çıkmaz tartışmalara neden olmuş, toplumun geniş kesimlerince eleştirilmiştir. Bugünlerde yasada değişiklik çalışmalarının nedeni de Anayasa Mahkemesi‘nin verdiği iptal kararıyla ilgilidir. Herhangi bir yasa, her şeyden önce, bir öncelikler-niyetler manzumesine yani bir politika metnine dayanmak zorundadır. Ancak, mevcut Maden Kanununda yapılması öngörülen değişiklikler için ortaya konulan gerekçeler, en başından itibaren madencilik sektörünün genel sorunlarını tam olarak kavramamış ve çağdaş çözümler üretmeye yönelik tasarımlanmamıştır. İnsanı ve insan emeğini merkeze koyan, bir yandan madencilik faaliyetlerinde kamunun etkin gözetim ve denetimini sağlarken, diğer taraftan söz konusu faaliyetlerin çevre ve ekosistemlerin korunmasını da gözeten, temel olarak ekonomik kalkınmaya ve yoksulluğun azaltılarak gelir dağılımının düzeltilmesi hedeflerine yönlendirilen bir "ulusal madencilik politikası" Maden Kanunu‘nun temeli olmalıdır. Bu husus, gerek toplumun yararı gerekse madencilik sektörünün gelişimi bakımından son derece büyük önem taşımaktadır. Sorunların yanlış tespit edilmesinin, doğru olmayan çözüm arayışlarına ve dolayısıyla yeni sorunlara yol açması kaçınılmazdır. Madencilik sektörünün ülke kalkınmasındaki kritik önemi, fazla miktarlarda üretilerek yurt dışına hammadde olarak satılıp döviz elde edilmesinde değil, yerli sanayiye düşük maliyette ve kaliteli girdi sağlamasındadır. Bu çerçevede, madencilik sektörünün planlanmasında ülke sanayi sektörleri ile entegrasyon ön planda tutulmalıdır. Bu hususların ihmal edilmesi halinde gelecekte de yasanın tartışılmasına devam edilecektir. Sektörde yaşanan ve toplumu derinden yaralayan iş kazalarının önlenmesiyle, meslektaşlarımızın özlük haklarının ve çalışma koşullarının iyileştirilmesine yönelik önerilerimizi hiç dikkate almayan karar vericiler, gelecekte yaşanacak olumsuzluklardan sorumlu olacaklarını unutmamalıdır. Bu anlamda, kamu denetiminin artırılması ve kaliteli hale getirilmesi için çalışma yapmak yerine, denetimin özelleştirilmesi çalışmalarının da dikkatle değerlendirilmesi gerekir. 100 yıldır Maden Kanunu kapsamı dışında çalıştırılan taşocakları, 5 yıldır kanun kapsamına alınmış ve bu doğrultuda çalıştırılmaktadır. Bu süreçte, taşocaklarının yarattığı sorunlar kısmen azalmaya başlamışken tekrar kanun kapsamı dışına alınmaya çalışılması sektörün yararına olmayacaktır. Yasa değişikliğinden sonra, itirazlar sonucu hukuken iptal edilebilecek konularda anlaşılmaz şekilde ısrar edilmesi sektörü ve çalışanları zor durumda bırakacaktır.Toplumsal, ekonomik ve çevresel bakımdan sürdürülebilir bir madencilik sektörünün gelişimi; devlet, sektörde faaliyet gösteren kurum ve kuruluşlar ile demokratik kitle örgütlerinin yapıcı işbirliği ile mümkündür. Söz konusu tarafların doğrudan katılımları olmaksızın hazırlanacak herhangi bir sektör planının ya da plan uygulamasının başarılı olması mümkün değildir. Bu gerekçelerle "ben yaptım oldu" mantığıyla hazırlanan yasa değişikliğinin ülkemizin ve sektörün yararına olmayacağına inanıyoruz. Kamuoyuna saygıyla duyurulur. TMMOB MADEN MÜHENDİSLERİ ODASI YÖNETİM KURULU 12 Mart 2010, Ankara |
|
|
|
|
Madencilik Komisyonu'ndan Bursa Valiliği'ne Ziyaret |
|
|
|
|
CİHANGİR DARENDE tarafından yazıldı
|
|
Cuma, 12 Mart 2010 12:13 |
Madencilik Komisyonu'ndan Bursa Valiliği'ne ZiyaretTürkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Madencilik Sektörü İnceleme Komisyonu Başkanı Altan Karapaşaoğlu, Bursa Valiliği'ni ziyaret etti.Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Madencilik Sektörü İnceleme Heyeti, Bursa Valiliği'ni ziyaret etti. Komisyonda bulunan AK Parti Bursa milletvekili Altan Karapaşaoğlu, AK Parti Muğla milletvekili Mehmet Nilhıdır, BDP Şırnak milletvekili Hasip Kaplan, AK Parti Zonguldak milletvekili Polat Türkmen, AK Parti Gümüşhane milletvekili Yahya Doğan ve AK Parti Gaziantep milletvekili Halil Mazıcıoğlu ziyarette hazır bulundu. Vali Şahabettin Harput'un olmaması sebebiyle heyeti karşılayan Vali Yardımcısı Ahmet Hamdi Usta, gelişmiş ülkelerde kalkınmanın temel motorlarından birisinin madencilik olduğunu söyledi. Türkiye'nin madencilik sektöründe büyük bir potansiyele sahip olduğunu belirten Usta, dünyada az bulunan ve Türkiye hatırı sayılır oranda rezervi bulanan madenlerin yeteri kadar kullanılamadığını ifade etti. Madencilik sektörünün GSMH içerisindeki oranının 2.6 milyar dolarla yüzde 2'lere tekabül ettiğini anlatan Usta, bunun yüzde 10'lara taşındığında kalkınmaya önemli bir destek olacağını kaydetti. Bursa'nın madencilik sektöründe de kapasitesi olan bir şehir olduğunu ifade eden Usta, komisyonların bu kapsamda Bursa'da çalıştığını dile getirdi. TBMM Madencilik Sektörü İnceleme Komisyonu Başkanı ve Bursa milletvekili Altan Karapaşaoğlu ise parlamentoda verilen 20 önerge üzerine komisyonun kurulduğunu hatırlattı. Hem sektörü dinlemeye hem de sahada dolaşmaya başladıklarını söyleyen Karapaşaoğlu, komisyonda uzmanların da yer aldığını, Türkiye'nin yanı sıra dünyadaki en ileri tekniklerle çalışan maden ocaklarından birkaçını da dolaşmayı planladıklarını belirtti. Türkiye'deki madencilik sektörünün daha çok mesafe alması gerektiğini ifade eden Karapaşaoğlu, "Gelişmiş ülkelere bakıldığında sanayilerinin altyapısında madencilik var. Madeni toprak altından çıkardıkları gibi uç ürünlere de dönüştürmüşler. Bizde hala madenler uç ürünlere dönüşmüş değil. Çıkardığımız gibi, sattığımız ürünleri uç ürünlere dönüştürdüğümüz anda hem istihdama çok büyük katkı sağlayacak hem ekonomiye katkı sağlayacak" dedi. Bursa'ya ilk geldiklerinde kazanın meydana geldiği kömür ocaklarını ziyaret ettiklerini hatırlatan Karapaşaoğlu, "Eksiklikler uzmanlar tarafından tespit ediliyor. Raporlar birer ikişer geliyor. Bizim köklü bir şekilde madenciliğin üzerinde durmamız gerekiyor. Bu yüzden çalışmalarımız henüz başlangıç aşamasında. Tüm Türkiye'yi dolaştıktan sonra ödevlerimizi parlamentoya sunacağız. Parlamento da ilgili makamlara bunları iletecek. Hedefimiz, çevreye saygılı bir madencilik, madenciliğe de saygılı bir çevrecilik anlayışının oluşmasıdır" diye konuştu. Kapatılan maden ocaklarında çalışanların mağduriyeti ile ilgili bir soruya Karapaşaoğlu, "İster Enerji Bakanlığı kapatsın, ister Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı kapatsın. O mağduriyetlerin giderilmesi noktasında Bakanlar Kurulu'nda kararlar alındı. Orada yaşayan insanların geçimlerini sürdürmeleri için gereken her türlü ödeme yapılacak. Meclis'te de bu konuda bir görüşme yapıldı" diye cevap verdi. Uludağ'da atıl vaziyette bulunan maden ocağının ziyaret edilip edilmeyeceği yönündeki soruya ise Karapaşaoğlu, "Uludağ'da, metalin elde edilmesi için gerekli olan wolfram isimli bir maden bulunuyor. O madenin çalıştırılması için çeşitli zorluklar var. Uludağ bilindiği gibi eski bir yanardağdır. Birtakım sıkıntılarla karşılaşılıyor. Ayrıca madenin bulunduğu alan milli parktır. Turizm bölgesine zarar vermeden maden çalışmalarının nasıl yapılacağı yönünde birtakım çalışmalarımız var" dedi. Komisyonda bulunan BDP milletvekili Hasip Kaplan, Türkiye'de maden sektörünün gelişmesinin önemli olduğunu anlatarak, "Enerjiye bağımlı bir ülke olduğumuz biliniyor. Yüzde 95 oranında ithal enerjiyle çarklarımız dönüyor. Biz madencilik sektörünün hem fotoğrafını almak hem çevre ve yaşam hakkıyla dengesini oluşturmak için ülkemizin dört bir yanında çalışacağız. Ege ve Marmara'dan sonra başkanımızı Şırnak'taki Cudi petrol kuyularına götüreceğiz. Türkiye'deki maden kazalarının oranı binde 92'dir. Bunu nasıl dünya standartları olan binde 20'lere indirebiliriz, daha güvenli bir sektör yapabiliriz, bunun çalışmasını yapmalıyız. Madencilik sektörünü tabiatı tahrip etmeden daha verimli çalışır hale getirmeliyiz" diye konuştu. |
|
Meclis Araştırma Komisyonu Başkanından Taslağa İtiraz |
|
|
|
|
CİHANGİR DARENDE tarafından yazıldı
|
|
Perşembe, 11 Mart 2010 12:37 |
TBMM Madencilik Sektöründeki Sorunların Araştırılarak Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Araştırma Komisyonu Başkanı, AK Parti Bursa Milletvekili Mehmet Altan Karapaşaoğlu, sektörün büyük umutlarla beklediği Maden Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısını uygun bulmadıklarını belirterek, ''Çok aceleyle hazırlanmış. Hem içeriği hem de lafzı ile ilgili birtakım itirazlar var'' dedi.
Karapaşaoğlu, AA muhabirine, TBMM'ye sunulan Maden Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısını değerlendirdi.
Karapaşaoglu, Anayasanın, Madencilik Kanunu ile ilgili iptal kararı ve Danıştayın yönetmelikleri iptalinin ardından, sektörün, hiçbir faaliyet gösteremez hale geldiğini, Parlamentonun yapacağı yeni düzenlemeyi beklediğini söyledi.
Parlamentoya gönderilen yasa tasarısını kendilerinin de incelediklerini ve bu konudaki düşünceleri ile ilgili bir rapor hazırladıklarını belirten Karapaşaoğlu, şunları kaydetti:
''Bu tasarıyı biz uygun bulmadık. Çok aceleyle, telaşeyle hazırlanmış bir tasarı. Tasarının hem içeriği hem de lafzı ile ilgili bir takım itirazlar var. Hazırladığımız raporda bütün bunları düzelttik, hepsine vurgu yaptık. Raporumuzda, tasarıdaki maddelerle ilgili yaptığımız değişikliklerin nedenine ilişkin geniş gerekçeler sunduk.
Raporda, tasarıya bir form ve şekil verdik. Geleceğe dönük düşünerek tasarının neleri ihtiva etmesi gerektiğini belirttik. Raporu, önümüzdeki hafta komisyonda üyelere açacağız. Onların da görüşünü aldıktan sonra Başbakanlığa, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına ve ilgili bakanlıklara göndereceğiz. Daha sonra tasarının görüşüleceği komisyona da raporumuzu sunacağız ve görüşlerimizi açıklayacağız. Yaptırım gücümüz yok ama öneri gücümüz var.''
-''AVRUPA'DA BİLE GÖRÜLMEMİŞ BİR ÇED''-
Madencilik faaliyetlerinde işletmecilerin önüne, Avrupa'nın bile şaşırdığı, katı çevre kuralları çıkarıldığını belirten Karapaşaoğlu, raporlarında bu konuya da yer ayırdıklarını bildirdi.
''Dünyanın hiçbir yerinde, arama ile ilgili ÇED raporu istenmiyor. Sadece işletme safhası için isteniyor'' diyen Karapaşaoğlu, bu durumun düzeltilmesi gerektiğini söyledi.
Karapaşaoğlu, madencilikle ilgili davalarda yargılamanın, madencilik konusunda ihtisaslaşmış yargıçlar tarafından yapılması gerektiğini sözlerine ekledi. |
|
|
Aydın da Kuvars ve Felspat Yükleme istasyonu vatandaşı usandırdı |
|
|
|
|
CİHANGİR DARENDE tarafından yazıldı
|
|
Perşembe, 11 Mart 2010 09:58 |
Aydın tren istasyonunda bulunan yükleme istasyonunun gürültü ve çevre kirliliği yaptığı gerekçesiyle, şehir dışına taşınması için yıllardır mücadele veren Hasan Efendi Mahallesi sakinleri, taleplerinin bir an önce yerine getirilmesi için yetkilileri göreve çağırdı. Sürekli gürültü yaşadıklarını belirten çevre sakinleri 'Evlerimizde çektiğimiz sıkıntıyı anlamaları için yetkilileri konutlarımıza misafirliğe davet ediyoruz. Gelsinler bizimle 24 saat geçirsinler, ne demek istediğimizi çok iyi anlayacaklar. Oturdukları yerden anlayamazlar" diye konuştular. Mahalle sakinlerinden Handan Ünal, gürültü, çevre kirliliği ve güvenlik sorunlarının yaşanmasına neden olan yükleme istasyonunun, şehir dışına taşınması için birçok kuruma müracaatta bulunduklarını fakat bugüne kadar hiçbir sonuç alamadıklarını belirtti.
GECE DE DEVAM Ünal, "Çine ilçesinden çıkarılan feldispat ve kuvars madenleri, kamyonlarla Aydın'a getirilerek burada vagonlara yükleniyor. Kamyonların bu işlemleri sırasında çevre, toz ve toprak içinde kalıyor. Bizler de mahalle sakinleri olarak kapı ve pencerelerimizi açamıyoruz. Bırakın kapı pencereyi açmayı, balkonlarımıza çamaşır bile asamıyoruz" dedi. Maden dökme işlerinin gece de yapıldığını belirten Ünal, "Dökme işlemi sırasında çok gürültü oluyor. Yükleme istasyonunun çevresinde bizim evlerimiz olduğu kadar, 3 tane hastane, okullar, dershane ve öğrenci yurtları bulunuyor. Yükleme istasyonunun buradan taşınması için Valilik başta olmak üzere TCDD ve Aydın Belediyesi'ne birçok kez toplu imza ile gittik. Ama bugüne kadar hiçbir sonuç alamadık. Bu sorunun çözümü için yetkilileri göreve davet ediyoruz" diye konuştu.
Hiç değilse cevap verin Toplu imza kampanyasındın sonra hiçbir yetkilinin kendilerine cevap vermediğini belirten mahalle sakinleri, "Bizleri adam yerine koyup bir cevap bile vermediler. Bizlerin yaşadığı bu kadar büyük sorun için bizi muhatap alacak bir yetkili arıyoruz. Lütfen bizlere yardımcı olsunlar. Sesimizi duyacak bir yetkili varsa, toplu halde ziyaret ederek sorunumuzu, şikayetimizi anlatacağız" dediler. |
|
Soma’da özel maden şirketinde çalışan üç bin işçi sendikalı oldu |
|
|
|
|
CİHANGİR DARENDE tarafından yazıldı
|
|
Salı, 09 Mart 2010 21:19 |
Manisa Soma’da özel bir maden şirketinde çalışan üç bin işçi, Türk-İş’e bağlı Türkiye Maden İşçileri Sendikası’na üye oldu. Sendika’nın Ege Şube Başkanı Tamer Küçükgencay; yönetim kurulu üyeleriyle birlikte madene giderek, işçilere müjdeli haberi verdi, “10 yıllık hasret bitti” dedi. 15 gün sonra toplu sözleşme görüşmelerine başlayacaklarını belirten Küçükgencay, “Sendikalı olundu diye mücadele bitmedi. Aksine, asıl şimdi başladı. En büyük sıkıntımız saha sorunu. Şu an çalıştığınız işletmenin iki yıllık sahası kaldı. Şayet çözüm bulunmazsa sizleri işten çıkarmalar bekliyor” dedi. Seçim öncesi, ‘saha sorununu çözme’ sözü veren milletvekillerine seslenen Küçükgencay, “Sözünüzde durun. İşçinin siyaseti yok. Ekmeğimizin derdindeyiz. Elimizden alınmasına asla izin vermeyiz” diye konuştu. Küçükgencay, işçilerden mücadeleleri için destek de istedi. |
|
|
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 > 94 |