|
Çevrecilerden Kömür Arama Girişimine Tepki |
|
|
|
|
CİHANGİR DARENDE tarafından yazıldı
|
|
Salı, 09 Mart 2010 10:44 |
Kuşadası'na bağlı Kirazlı Köyü'nde kömür madeni aranması yönündeki girişimler doğa ve çevre derneklerini ayağa kaldırdı.Kuşadası Eko Sistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği üyeleri, yayınladıkları bildiride, Türkiye'nin en önemli turizm ve organik tarım alanlarında kömür madeni arandığına dikkat çekilerek, bu girişimin bir an önce durdurulması istendi. Kuşadası'nın yanıbaşında olan, etrafı zeytin ağaçları ve kızılçam ormanlarıyla çevrili, Akdeniz bitki örtüsünün en güzel örneklerinin görüldüğü yemyeşil bir tabiat içinde kurulu Kirazlı Köyü, Kuşadası'na 11 km. Uzaklıktadır. Kirazlı Köyü, geleneksel yaşam tarzlarını kaybetmeyen, köy mimarisi özelliğini büyük ölçüde yitirmeyen, çevresindeki doğaya sahip çıkan, yerel ürünlerini sürdürülebilir bir şekilde devam eden, üretken köylü kadınlarıyla örnek olan, Türkiye'nin önde gelen ekolojik köylerinin başında gelmektedir. Doğası henüz kirlenmemiş ve yitirilmemiş sayılı yerlerden biri olan Kirazlı Köyü'nde, organik tarım uygulamaları yaygınlaştırma çalışmaları devam ederken, bu konudaki projelerde sürdürülmektedir. Kirazlı Köyü civarındaki çam ormanları bölgenin oksijen deposu görevini yaparken, bölgedeki makilerin içinde önemli bir yaban hayatı devam etmekte ve zengin bitki çeşitliliği boy göstermektedir. Hem turizm hem de özellikle organik tarım açısından büyük gelişme gösteren Kirazlı Köyü'nde maden arama çalışmalarının duyulması üzerine Kuşadası Eko Sistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği(EKODOSD) üyeleri tarafından bölgede inceleme yapıldı. Köylülere destek veren EKODOSD üyeleri, dernek başkanı Bahattin Sürücü imzasıyla yayınladıkları bildiride, bu girişimlerin durdurulması istendi. Bildiride şu görüşlere yer verildi. " Bolluğun, adaletin, sağlığın, barışın, zaferin, aklın, ölümsüzlüğün, arınmanın ve yeniden doğuşun simgesi olan, fakir toprakların zengin ağacı zeytin, her tarafı beton dolan Kuşadası'nda genellikle Kirazlı bölgesinde kendisini koruyabilmiştir. Yüzlerce yıldır gelip geçen birçok uygarlıklara meyve veren zeytin ağaçları, Kirazlı'ların duyarlılığıyla hem zamana hem betona inat yaşamaya ve meyve vermeye devam etmektedir.Kuşadası bölgesindeki zeytin ağaçlarının büyük çoğunluğunun bulunduğu, içinde yaban hayatı ve zengin bitki çeşitliliği barındıran makiliklerin en zengin olduğu bölge, Kirazlı Köyü civarıdır. İçinde yüzlerce bitki çeşidini barındıran zengin makilikler, Kirazlı bölgesi civarındadır. Şu anda tüm bu güzelliklerin, tarihi değerlerin, organik tarımın yapıldığı alanların yanıbaşında, yüzlerce yıllık anıtsal zeytin ağaçlarının dibinde, kalabilen son zeytinliklerin içinde sondaj makinaları kuruldu. Kömür madeni aranıyor. Hem de zeytincilik yasasına rağmen, Çevresel Etki Değerlendirmesi yapılmadan. Madenciler her türlü şartları yerine getirseler bile, Kuşadası maden kenti olmamalıdır. Zonguldak, Kütahya, Soma'da bu çalışmalar yapılabilir. Ancak Kuşadası bir turizm kentidir, Kirazlı bölgesi organik tarımın yapıldığı bir alandır. Zaten büyük bir yapılaşma nedeniyle adı hep olumsuzlukla anılan Kuşadası'nda, bir yandan iyileştirme çabaları devam edip turizm geliştirilmeye çalışılırken, turizm kenti hüviyetinden uzaklaşarak maden ocakları kentine dönüştürülmemelidir. Kuşadası, doğal ve kültürel kaynaklarını kaybetmemesi ve kalabilen doğasını, ağaçlarını ve makiliklerini koruyabilmesi için kurumlara-kuruluşlara ve Kuşadası halkına büyük görev düşmektedir. Bu anlamda Kirazlı Köyü yalnız bırakılmamalı sonuna kadar desteklenmelidir" |
|
|
ULUKIŞLA KÖYLERİ’NDEN, SİYANÜRLÜ ALTIN MADENCİSİ AYDIN DOĞAN VE NECATİ KURMEL’E AÇIK MEKTUP |
|
|
|
|
CİHANGİR DARENDE tarafından yazıldı
|
|
Pazartesi, 01 Şubat 2010 12:25 |
|
ULUKIŞLA KÖYLERİ’NDEN, SİYANÜRLÜ ALTIN MADENCİSİ AYDIN DOĞAN VE NECATİ KURMEL’E AÇIK MEKTUP Baylar, bir süredir Ulukışla’da satın aldığınız altın madenini işletmek için adamlarınızla topraklarımıza girmek istiyorsunuz. Köylerimizin sulama göletinin bulunduğu alanla birlikte şimdide meralarımız ve ormanlarımızı satın almak için günlerdir adamlarınız köylerimizde türlü fesatlar çeviriyor. Biliyorsunuz ki, bu coğrafya İpek Yolu üzerindedir; derin ve sarp vadilerle örülüdür. Binlerce insan uygarlığı gelip geçmiş ve milyonlarca canlı yaşamıştır. Köylerimizde insanlarımız kışın sert ve soğuk geçtiğini bilir, soğuğa karşı nasıl direnmesi gerektiğini de. Kurdunu, kuşunu tanırız bu coğrafyanın, uçan kuşun kanat çırpışından anlarız dostu düşmanı. Aylar önce sizlere “köylerimize gelmeyin” dedik. Israr ettiniz. “Hayır, bu madeni işleteceğiz” dediniz. Sularımıza göz diktiniz. Şirketinizin yaptırdığı analizlerde yüzde on beş arsenikli çıktı bile suyumuz. Köylülerimiz tedirgin. Bolkar Derelerine akan karın içine kir bulaşmaya başladı. Derenin suyunu satın alan Hayat ve Tekir Su sessiz. Onların gidecek yeri vardır. Ama bizlerin gidecek yeri yok. Atalarımız bu köylerde öldü. Bu köylerde kiraz topladı, ata bindi, çift sürdü. Bu topraklardan sevdi, evlendi, çocuk yaptı, everdi. Ceviz ağaçlarını bu sularla suladı. Almak istediğiniz sadece suyumuz değil. Geçmişimizi ve atalarımızın ruhlarını da istiyorsunuz. Kemiklerimiz sizlerin kepçelerinin ucunda rahmet ve merhamet dilenmeyecek bunu bilin. Köylerimize günlerdir jandarma eşliğinde gönderdiğiniz görevliler, köylerimizin geleceğini satın almak için topraklarımızı ölçmek istiyor. Amaçları 400 dönüm daha toprak satın almak. Eşeklerin geçtiği yoldan geçerek gelmenize gerek yok Baylar. Doğrudan çıkın köylerimize gelin. Adamlarınızı göndermeyin. Düşmanımızı yakından tanımak istiyoruz. Size söyleyecek sözümüz var. Tabi varsa cesaretiniz gelin. Baylar, size toprak satacak analar daha çocuklarını doğurmadı. Böyle bir çocuk da bu coğrafyada barınamaz. Adamınız olan Sadettin Sakatoğlu adlı Maden mühendisleri Odası Adana Şube başkanı topraklarımızı birbirine katıyor. Kendisini önce size, sonra yargıya şikâyet ediyoruz. Köylerimizi satın almaya teşebbüs ederek, halkın değerlerini satın almak istiyorsunuz. Bu coğrafyada yaşanacak tüm olumsuz gelişmelerden adamlarınız ve sizler sorumlu olacaksınız. Bu hafta yeniden ölçüme gelecekler. Geçen hafta biliyorsunuz yine gelmiştiniz. Köylülerimizi dövmeye kalktınız. Ama sokmadık sizleri. Jandarma eşliğinde yine geleceksiniz, daha kalabalık geleceksiniz. Haydi deneyin. Kaybedecek çok şeyiniz var. Oysaki biz misafirperver bir ilçeyiz. Dostlarımızı severiz. Ama düşmanlık yapanların başına ipek yolunda ne geleceğini dosta düşmanda gösteririz. Bu toprakları satın alamayacaklarını bilirler. Bilirler ki bir halkın bedduasını almak, vergi borçlarınızdan daha ağır veballer yükler. Vicdan sahipleri bedduanın ne olduğunu bilir. Biz biliyoruz ki, ipek yolunun bu yakasından haramiler geçmek istiyor. Her yeri talan etmek, dağlamak, hayvanlarımızı, topraklarımızı ve insanlığımızı yok etmek istiyor. Bu hafta yine geleceksiniz. Uyarıyoruz. Gelmeyin. Haramiler tankla, topla, tüfekle gelecekse eğer, bizler kiraz ile, elma ile, su ile ,toprak ile direneceğiz. Biliyoruz siz yapmazsanız başkası yapmak isteyecek bu işi. Pazarlığınız büyük. Altını topraktan çıkartıp, tüm yaşamlarımızı yok edecek gücünüz olduğunu düşünüyorsunuz. Medyanız var. Patronlarınız, bürokratlarınız, topunuz, tüfeğiniz. Bize savaş ilan ettiniz, ama siz kaybedeceksiniz. Bu sefer uçan halılar da yapsanız, vergi borçlarınızı da ödeseniz, ellerimiz iki yakanızda olacak. Cehennem ateşiniz, ekmeğimizin sıcağından besleniyor. Siz ya bizim cennetimizden ellerinizi çekersiniz ya da ellerimizde cehenneminizin ateşini körüklersiniz.
Desteklediğimiz tekel işçileri ne öğretti bize biliyor musunuz: Ölmek Var Dönmek Yok. Haydi Gelin. YORUMSUZ Ulukışla Altın Madenine Karşı Direniş Komiteleri |
|
Terk edilmiş maden ocağı alanlarına ağaç dikiliyor |
|
|
|
|
CİHANGİR DARENDE tarafından yazıldı
|
|
Cumartesi, 30 Ocak 2010 12:33 |
| |  | İSTANBUL(CİHAN)-
İstanbul sınırları içinde bulunan 2 bin 203 hektar terk edilmiş maden ocağı sahası rehabilite ediliyor. Arazi tesviyesi ve toprak işlemesi yapılarak hemen ağaçlandırılabilecek bin 365 hektar sahada çalışmalara başlandı. Ocak sahalarının 5 yıllık bir plan çerçevesinde rehabilite edilerek ağaçlandırılacağı bildirildi. İstanbul Orman Bölge Müdürü İsmail Üzmez`in açıklamasına göre; Bölge Müdürlüğünce kurulan komisyon marifetiyle yapılan arazi uygulamaları ve büro çalışması sonunda İstanbul`da 2 bin 203 hektar maden ocak sahasının rehabilite edilmesine karar verilerek bir eylem planı hazırlandı. Arazi tesviyesi ve toprak işlemesi yapılarak hemen ağaçlandırılabilecek bin 365 hektar sahada çalışmalara başlandı. Yapılan çalışmalarda ayrıca 837 hektar sahanın da ancak dolum yapıldıktan sonra ağaçlandırılabileceği bildirildi. Böylelikle madencilik faaliyetleri sonucunda tahrip olmuş, orman örtüsü tamamen kaldırılmış ve terk edilmiş toplam 2 bin 203 hektar olan ocak sahaları, 5 yıllık bir plan çerçevesinde rehabilite edilerek ağaçlandırılacak. Büyük bir bölümü İstanbul Orman İşletme Müdürlüğü sorumluluk sahasında bulunan ve hemen ağaçlandırılması yönünde hazırlıklara başlanılan maden ocak sahalarında arazi hazırlık çalışmalarına başlandığı, yangın sezonu sonrasında bu sahalara dozerlerin kaydırılmasıyla arazi hazırlığı tamamlanacağı ifade edildi. Anılan sahalar İlkbahar dikimi ile ağaçlandırılarak İstanbul ormancılığının ve İstanbul halkının hizmetine sunulacağı açıklandı. (CİHAN) |
|
|
|
|
Organik zeytinciler taşocağını yendi |
|
|
|
|
CİHANGİR DARENDE tarafından yazıldı
|
|
Cumartesi, 30 Ocak 2010 12:28 |
|
Nohutalan, İzmir-Çeşme Karayolu üzerinde 150 nüfuslu bir köy. Geçimini tarım ve hayvancılıkla kazanan ve son yıllarda organik tarıma yönelik köyün huzuru, köyün yerleştiği tepenin üzerine kurulmak istenen ‘kalker ocağı ve kırma-eleme tesisi’yle kaçtı. Köyün suyunu sağlayan altı kuyunun ortasında, organik sertifikalı zeytin ağaçlarına 75 metre, evlere 200 metre, köyde bulunan tarihi kiliseye 150 metre uzaklıkta bulunan taşocağına karşı 2008 yılında hukuk mücadelesi başlattı. Ve İzmir İl Özel İdaresi tarafından verilen 2’nci sınıf işyeri açma ve çalıştırma ruhsatını iptal edildi. İzmir 2’nci İdare Mahkemesi’nin iptal kararına esas olan bilirkişi raporunda şöyle deniliyordu: “Geçim kaynağı tarım ve hayvancılık olan köyde, işletilecek ocaktan yıllık 150 bin ton üretim yapılacak. Bu üretim ancak 15 bin kamyon seferiyle köyden taşınacak. Yoğun yerleşim ve sanayiden uzak olan alan yöre, organik tarım üreticiliği için uygun bir potansiyele sahiptir. Yörede maden işletmeciliği yapılması durumunda, yapılmakta olan organik tarımın sertifikaldırılması imkânı ortadan kalkacak.” Davacılar arasında bulunan Levent Köstem’in köyde organik tarım sertifikalı 300 dönüm arazisi bulunuyor. “İkinci bir Urla yok” diyen Köstem, kararın bölgenin taşocaklarından arındırılması için örnek olmasını istedi. Şaraplık üzüm yetiştiren, seracılık yapan Aydın Eroğlu ise köyde 50 yıl sonra su bulunduğunu hatırlattı: “Yıllarca su diye kıvrandık durduk. En sonunda sondaj yaptırdık ve su bulduk. Seracılığa başladık. Şaraplık üzümden, sebze meyveye herşeyi yetiştirmeye, bunu da organik yapmaya çalışıyoruz. Geleceğimizi organik tarım üzerine kurduk. Taşocağı açılsaydı zar zor bulduğumuz suyu da geleceğimizi de kaybedecektik.” YORUM:ÇED MÜRACAATINDA YUKARIDAKİ KIRMIZI İLE İŞARETLEDİĞİM ALANLAR GÖZ ARDI EDİLDİĞİNDEN BU İPTAL KARARI ALINMIŞTIR.DAHA ÖNCEDE BELİRTTİĞİM GİBİ EZBERE ALINAN ÇED RAPORLARINA GÜVENEREK KİMSE YATIRIM YAPMAMALIDIR. C.DARENDE |
|
Melen Projesi Maden Sahalarının Rehabilitesine Çözüm Oluyor |
|
|
|
|
CİHANGİR DARENDE tarafından yazıldı
|
|
Cuma, 22 Ocak 2010 11:04 |
22 Ocak 2010 Cuma - 10:04:37
İstanbul Şile Orman İşletme müdürlüğünde geri teslim alınan maden sahalarının rehabilite çalışmaları hız kesmeden devam etmektedir. Elektronik Haber Ajansı (e-ha) muhabirinin edindiği bilgiye göre, Şile yöresinde maden çalışmaları sonucu teslim alınan sahalarda toprak işleme çalışmaları sürmektedir. Özellikle Şile yöresi maden sahaları killi toprak olması nedeniyle fidan yetiştirilmesine uygun üst toprak dökme ve işleme çalışmaları yapılmadan ağaçlandırma faaliyetleri başarısız olmaktadır. Bu soruna çözüm olarak, İstanbul’un içme suyu çalışmaları için Devlet Su İşleri tarafından yürütülen MELEN PR0JESİ çalışmalarından çıkan üst toprağın Devlet Su İşleri ile yapılan protokol çerçevesinde maden sahalarının rehabilitasyonu için kullanılması talebi uygun görülmüştür. Ağır kış şartlarına rağmen çalışmalar ivedilikle devam etmekte olup, toprak işleme çalışmaları tamamlanan alanlar ivedilikle Şile İşletme Müdürlüğünün Göktepe geçici fidanlığından alınan fidanlarla ağaçlandırılacaktır. Konuyla ilgili açıklama yapan İstanbul Orman Bölge Müdürümü İsmail Üzmez, 2010 yılını projeler ve çözümler yılı ilan ettiklerini, bu kapsamda çözüm olabilecek her öneriyi değerlendirdiklerini, Melen projesinden çıkan üst toprak bizim için biçilmiş kaftan olduğunu ve yıllardır devam eden killi topraklarda ağaçlandırma yapılamaz görüşünü, buldukları çözümlerle tarihe gömeceklerini belirtti. Çalışmalarından dolayı Şile Orman İşletme Müdürlüğüne teşekkür etti. |
|
|
|
|
<< Başlat < Önceki 1 2 3 Sonraki > Son >>
|
|
Sayfa 1 > 3 |