Anasayfa » MADENCİLİK ve ÇEVRE
 

ÖNCE GÜVENLİK 2010 YILINDA İŞ KAZALARINDA ÖLEN MADENCİ SAYISI

 

 

90!!

Giriş Formu



Site içi arama

İstatistikler

Üyeler : 1019
İçerik : 1588
Web Bağlantıları : 10
İçerik Tıklama Görünümü : 86035

..............................

Maden İhracat Rakamları (USD)
2010 bugüne
kadar toplam
:
1.070.036.000
2009 bugüne
kadar toplam
:
593.492.000
2010 Mayıs
bugüne kadar
:
12.537.000
2009 Mayıs
bugüne kadar
:
1.765.000

Fuarlar


 








Reklam Alanı

  

 

MADENCİLİK ve ÇEVRE
Sabri Erbakan’dan taşocağı itirafı PDF Yazdır e-Posta
Pazar, 06 Aralık 2009 13:16
Sabri Erbakan’dan taşocağı itirafı

- KARAYOLLARI Genel Müdürlüğü ve daha sonra Ulaştırma Bakanlığı Müsteşarlığı’nda bulunan Sabri Erbakan, TDH’nin kurucuları arasında yer alacak. Çok sevildiği dikkatimizi çekti. Sohbette kendisine ciddi bir sorunu aktardık:

“Yalova’dan Bursa’ya, Bandırma’dan İzmir’e giderken dağlar diş çürüğü gibi oyulmuş taşocakları ile dolu; doğayı ciddi şekilde tahrip ettikleri gibi çirkinleştiriyorlar da... Dünyanın hiçbir yerinde de böyle bir manzara görülmez... Bu işlere hiç önlem alınmaz mı?”

Yanıtı: “Taşocakları Maden Kanunu’na göre veriliyor. Karayolu yapılırken, devlet ‘ocak’ gösteriyor. İzin valilere ait. Dediğiniz çok doğrudur... Ben bu taşocakları sorunuyla mücadele edemedim. Şimdi bu yerlerden Çevre Bakanlığı sorumlu, temizlemesi ve disiplin altına alması lazım...”

Erbakan’ın da söyleyemediği belki de şu: “Evet taş, kum ve çakıl taşı ocakları siyasilerin yeni rant mekânları. Kimse soruna çevresel açıdan bakmıyor; Türkiye Cumhuriyeti’nden nefret eden bir anlayış coğrafyamızdan da hıncını almak istiyor. Yağmala gitsin...”

Bursa ve Yalova valileri kentlerine şöyle karşılıklı olarak gidip gelirlerse vahametin hangi boyutlara geldiğini görebilirler. Sonra da ocakları işletenleri, “Bunları iç tarafta niye açmadınız; kapattığınız ocaklarını niye yeşillendirmediniz” diye sorgulamalılar.
 
Prof. Kural'dan Altın Madenciliğine Destek PDF Yazdır e-Posta
Çarşamba, 02 Aralık 2009 17:38

Prof. Kural'dan Madenciliğe Destek

function fbs_click() { u=location.href;t=document.title;window.open('http://www.facebook.com/sharer.php?u='+encodeURIComponent(u)+'&t='+encodeURIComponent(t),'sharer','toolbar=0,status=0,width=626,height=436');return false; }
Haberi Gönder Yorum Yaz Yazıcıya Gönder Facebook Paylaş



ANKARA (A.A) - 02.12.2009 - Çevreye yönelik çalışmalarıyla tanınan İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Maden Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. Orhan Kural, dünyada yaklaşık 250 altın ocağının siyanürle çalıştığını ve hiçbirinde kimsenin zehirlenmediğini iddia ederek, Türkiye'deki altın madenlerinin de doğaya zararı olmadığını savundu.

Prof. Dr. Kural, yaptığı açıklamada, siyanürle altın aramaya karşı olmadığını söyledi. "Çevreci olmanın her şeye karşı olmak anlamına gelmeyeceğini" vurgulayan Kural, "Türkiye'de altın üretiminin çevreye verdiği zarar, siyanür zehirlenmesi falan bunların hepsi palavra, bunlara hiçbir şekilde inanmıyorum" görüşünü dile getirdi. Bu konudaki eleştirileri kabul etmediğini ifade eden Kural, şunları söyledi:

"Bergama'daki o altın ocağı bütün Avrupa Parlamentosu tarafından bütün dünyaya örnek gösterildi. Parlamenterler gelip gelip inceliyorlar bu tesisi. Diğer taraftan Türkiye'nin her tarafında tesislere, binalara, otellere izin veriliyor, kimsenin sesi çıkmıyor. O altın madenleri söz konusu olunca nedense birden bire insanlar organize oluyorlar, sokaklara dökülüyorlar.

Siyanürle altın aranıyormuş... Dünyanın hiçbir yerinde bir santim siyanürle altın aranmamıştır. Altın aranması için sondaj yapılır, oradan alınan örnekler değerlendirilir ve bakılır, belki 3 tane ağaç kesilir ama diğer taraftan orman işletmesi ormanı işletiyor. Orman işletilmez yaşatılır. Sen ormanları işletip de ağaç kesip maaş ödüyorsan, o zaman eğer trilyonlar yatıyorsa toprağın altında, memleketin menfaatleri için olacaksa tabii kontrol edelim, maden arayalım. Uşak'ta, Gümüşhane'de, Bergama'da 3 altın madenimiz var. Altın madenlerimizin hiçbirinin doğaya zararı yoktur kanaatindeyim."

Kural, yer altındaki kaynakların çıkarılması gerektiğini belirterek, şunları kaydetti:

"Bu, Türkiye'nin büyük kazancı. Türkiye, dünyanın en zengin altın ülkelerinden bir tanesi. Bu altının çıkarılması ve ülkenin zenginleşmesi bazılarının hoşuna gitmiyor. Ülkeye giren siyanürün yüzde 1'i madencilikte, geri kalanları her dalda kullanılıyor. İlaç sektöründe, kuyumculukta, sigarada daha çok siyanür var"

 
1 milyar dolar için İda'yı yok etmek peşindeler PDF Yazdır e-Posta
Salı, 01 Aralık 2009 10:39

Bayramın, kısa süreli molanın keyfini çıkarabilenlerden misiniz? Büyük kentlerde yaşayıp da, şu kış günlerinde sonbahardan kalma güneşin keyfini bir nebze yaşabildiyseniz ne mutlu size.
Çekişme, çıkar kavgaları kimileri için mola verilebilecek bir şey değil.
Tatil deyince akla gelmeyen Çanakkale bölgesinde Edremit Belediyesi önemli bir strateji geliştiriyor. 12, hadi 12 olmasın 10 aylık turizm bölgesi yaratmaya çalışıyor. Oysa bölge, yazlıkçı evleriyle en fazla iki ay hareket yaşıyor, geri kalan zamanda ölü toprağı seriliyor üstüne. Keşke, mümkün olsa da bölgedeki tüm belediyeler, siyaset-parti farkı gütmeden, elbirliği yapsa, ortak mücadeleye imza atsa.
Ne var ki bölgenin geleceğini tehlikeye atanlar da var.
En büyük tehlike, Kaz Dağı’na gözünü dikenler!
Maden yatırımcıları fırsatını bulsa, mitolojik adı İda, günlük kullanımda Kaz Dağları’nı altını üstüne geçtirecek.
En son Havran bölgesinde yer tahsis edilmesi önerilmiş madencilere. “Gelin, siyanürü toprağa karıştıracaksanız, burada yapın” diye. İşletme giderleri yüksek olduğu için yanaşmamışlar.
Kaz Dağları’na gönül verenler teyakkuzda. Onlardan biri de Muzaffer Bayraktar, Troia-İda Platformu Başkanı.
Öfkesini satırlarında anlatıyor, bakalım siz de hak verecek misiniz?
“İda’nın  Kaz Dağı’nın bereket saçan gerçek yerüstü altınları. Bir tarafta Çanakkale, Gökçeada, Bozcaada, diğer tarafta Biga, Gönen, öte yanda Balıkesir, Edremit, Burhaniye ve Ören. 300 km karelik bir alanda Kaz Dağı’nın nimetleri olan GERÇEK ALTINLARININ GETİRDİĞİ GELİRLERİ ifade edelim,
Tarım ürünleri, domates, ayçiçeği, kırmızıbiber, buğday, pamuk, pirinç, organik meyvecilik, şarapçılık, zeytincilik, orman ürünleri, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık balıkçılık ve turizm girdilerine rakamsal olarak bakalım.
Domates: 15 Milyon TL+ pamuk: 10 Milyon+ ayçiçeği: 20 milyon+ biber: 5 milyon+ tahılgiller: 26 milyon+ büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık: 73 milyon+ orman ürünleri: 15 Milyon+ zeytin: 227 Milyon + organik meyvecilik: 125 Milyon + şarapçılık: 10 Milyon+ balıkçılık: 109 Milyon + turizm: 143 Milyon TL= Toplam yıllık 778 Milyon Lira = 650 Milyon dolar.
İstihdama bakalım: Sadece zeytin hasadı döneminde yaklaşık 80 bin insan çalışma alanı buluyor. Turizm sektöründe, 140 bin insan çalışma alanı buluyor. Yaklaşık 240 bin kişi çiftçilikle geçimini sağlıyor. Balıkçılık sektöründe 3 bin 500 kişi çalışma alanı buluyor. Orman ürünleri ile geçimini sağlayan yaklaşık 13 bin kişi ile toplam 475 bin kişi çalışma alanı buluyor.
Peki, madencilerin hedefi ne?
Muzaffer Bayraktar’ın sözlerinden devam edelim:
“Uluslararası madenciler Kaz Dağı’nın ALTINI OYARAK BİR MİLYAR DOLARI ALMAK İÇİN DAĞIN ALTINI ÜSTÜNE getirecekler. Oysa İda’nın nimetlerini sunduğu ÜSTÜNDEKİ ALTINLARIN DEĞERİ 650 MİLYON DOLAR. Yani 1.5 yıl için kazın kafası koparılacak. Değer mi? Talan ile bir daha bir İda-Kaz Dağı olamayacak.”

Kaç kişiye istihdam sağlanır?
Muzaffer Bayraktar, İda-Kaz Dağı’nı madencilere kaptırmama mücadelesinde ‘ekonominin dilinden’ konuşuyor.
Sadece üretim değil, istihdam rakamlarını da veriyor.
Bugün Kaz Dağı’nın üstündeki doğal altınlarından tarım ve turizm yoluyla yararlanılması halinde  475 bin kişilik istihdamdan söz ediyor.
Oysa maden yatırımlarıyla bölge insanının büyük bir bölümü işsiz kalacak. Nitekim şunları söylüyor, Muzaffer Bayraktar:
“Madenciler gittikleri maden sahası yöresindeki yaşayan halka ‘İş aş vereceğiz’ diyorlar. Bir madende ortalama 400 kişi çalışır. Kaz Dağı’nda aldıkları işletme ruhsatlı sahalarda toplam 10 işletmede altın cevheri faaliyeti yapılacağını göz önünde tuttuğumuzda, toplam 4 bin kişilik istihdam demektir.
Oysa sadece zeytincilik sektöründe 80 bin kişi ekmek yiyor. Tarım ve turizm sektörlerinde toplam 475 bin kişiden söz ediyoruz.
Dağı kaybedersek 475 bin kişi yersiz yurtsuz ve işsiz kalacak.”

FUNDA ÖZKAN- RADİKAL

 

 
Son Güncelleme: Salı, 01 Aralık 2009 10:49
 
Dalyan'da belediye eliyle ağaç katliamı PDF Yazdır e-Posta
Salı, 24 Kasım 2009 13:19

Muğla'nın Ortaca İlçesi'ne bağlı doğa ve turizm cenneti Dalyan Beldesi'nde, belediyeye tahsis edilen ormanlık alandaki maden ocağı yüzünden, 100'e yakın çam ağacının kesilmesi çevrecileri kızdırdı.




Çevreciler, yol yapımında kullanılacak taş ve toprağın çıkarılması için verilen maden ruhsatının iptalini isterken; TEMA Vakfı Bölge Temsilcisi Okyay Tirli de, “Erozyonla Mücadele Haftası’nda burada gördüklerim karşısında gözlerim yaşardı. Yol yapacak taşı ve toprağı çıkarmak için bu ağaçları kesmek zorunda mısınız?” dedi.
Dalyan Belediyesi’ne, yol yapımında kullanılacak taş ve toprağın çıkarılması amacıyla, geçen 6 Haziran’da, Gökbel Köyü’nün Hayıtlıöz Mevkii’ndeki 4986 metrekare alanda maden ocağı ruhsatı verildi. İl Çevre ve Orman Müdürlüğü’nün ‘Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Gerekli Değildir’ yazısının ardından, Muğla Orman Bölge Müdürü İbrahim Aydın’ın da oluruyla verilen ruhsatla birlikte geçen eylül ayında faaliyete geçen maden ocağı, köylülerin ve çevrecilerin tepkisini çekti. Maden ve etrafında 100'e yakın çam ağacının kesildiğini gören çevreciler isyan etti. Ortaya çıkan manzarayı ‘katliam’ olarak niteleyen TEMA Vakfı Bölge Temsilcisi Okyay Tirli, “Tam da Erozyonla Mücadele Haftası’nda burada gördüklerim karşısında inanın gözlerim yaşardı. Gerçekten bir katliam yaşanıyor. Bu gördüğünüz bir orman kesimi değil, bir yol yapımı için kullanılacak toprağın elde edilmesi işi. Soruyorum yetkililere yol yapmak için, toprak kullanmanız gerekebilir, tabii ki karşı değiliz, ama şu güzelim ağaçları kesmeniz gerekiyor mu yani. Ülkede üzerinde ağaç olmayan toprak mı kalmadı. Bu bir ağaç katliamıdır, bir an önce durdurulması gerekiyor” diye konuştu.

BAŞKA YERDE TAŞ TOPRAK YOK MU
Gökbel Köyü Muhtarı Mehmet Aslanpay da belediyenin kurulan bu maden ocağı için kendilerine herhangi bir bilgi vermediğini belirterek, “Daha önceki belediye ve İl Özel İdaresi de buradan taş toprak almak istemişti, karşı çıkmıştık. Sonra yol kenarından aldılar bu sayede yolumuz genişlemiş oldu. Ama şimdiki belediye bize sormadan bu işe girişti. Ağaçlarımızı kesip altından aldığı taşları Dalyan’daki yollara döşüyor. Yazık değil mi yüzlerce çam ağacına. Gitsin orman arazisi dışındaki başka yerlerden taş toprak alsınlar. Şimdilik 150 ağacın kesilmesi düşünülüyormuş. Peki ya daha sonrası?” dedi.

PARASINI VERDİK
Dalyan Belediye Başkanı CHP’li Arif Sarı ise, “Bizden önceki belediye döneminde aynı yerden malzeme alınarak belde içindeki yollarda kullanılmış. Biz göreve geldiğimizde tüm yasal yollara başvurarak gerekli izinleri aldık. Yasalar çerçevesinde konu edilen yerden malzeme alıyoruz. Oradaki ağaçları biz kesmiyoruz. Orman işletmesi kesiyor. Yerine dikilecek ağaçların parasını ödedik. O bölgeden çıkan malzeme bizim aradığımız özellikler için çok uygun. Abartıldığı gibi değil. Sadece 30- 35 ağaç kesilecek” diye konuştu.
Bu arada, belediyenin, 2013 yılına kadar işleteceği maden için kesilecek ağaçların bedeli olarak Orman İşletme Müdürlüğü’ne 4 bin 744 TL vermesinin öngörüldüğü bildirildi.(dha)

 
« BaşlatÖnceki123456SonrakiSon »

Sayfa 6 > 6