ÖNCE GÜVENLİK
2010 YILINDA
İŞ KAZALARINDA
ÖLEN MADENCİ SAYISI
85!!
85!!
Giriş Formu
..............................
Maden İhracat Rakamları (USD) 2010 bugüne kadar toplam : 1.070.036.000 2009 bugünekadar toplam : 593.492.000 2010 Mayıs bugüne kadar : 12.537.000 2009 Mayıs bugüne kadar : 1.765.000
2010 bugüne
kadar toplam
:
2009 bugüne
kadar toplam
:
2010 Mayıs
bugüne kadar
:
2009 Mayıs
bugüne kadar
:

Reklam Alanı



| Sami'ye 'gitme, kal' diyemedim... |
|
|
|
| Şevket Sürek-Referans tarafından yazıldı |
| Perşembe, 14 Ocak 2010 21:15 |
|
Biz işadamları sıklıkla yaptığımız seyahatlerde çok sayıda kişi ile tanışırız. Bunlar çeşitli ülkelerden işadamları olduğu kadar, sade vatandaşlar da olabilir. Gittiğiniz ülkede o ülkenin insanlarıyla tanışıp kaynaştığınız gibi, başka ülkelerden de kendi ülkenizden de insanlarla tanışma, konuşma fırsatı bulabilirsiniz. Son ABD ziyaretimde orada yaşayan bir dostum sayesinde Sami Durukan ile tanıştım. Lise öğrenimini Ankara'da tamamlayan Sami, İngiltere'de mimarlık tahsil etmiş. Diplomasını eline almış, gelmiş Ankara'da bir fiber plastik işine girmiş. Önce küçük çapta olan işi daha sonra büyümüş ve konusunda sayılı firmalardan biri olmuş. Büyük depolar, deniz araçları, sürat tekneleri konusunda uzmanlaşmış; hatta fiberden heykeller dahi yapmış. Yolu bir gün ABD'ye düşmüş. Orada tahsilini yapmış ve tıp dalında önemli bir yere gelmiş bir arkadaşının daveti üzerine, kısa süreliğine ve sadece gezmek amacıyla eşiyle birlikte Amerika'ya gitmişler. O kısa ABD ziyareti Sami'nin iş hayatına bakışını değiştirmiş. Eşi ile konuşmuş, o da rıza gösterince, Ankara'daki tesislerini satıp ABD'ye göçmüşler. Önce tekstil işi yapmış ama Sami o işi pek sevmemiş. Mimar olduğundan inşaat işlerine ve inşaat malzemelerine daha çok ilgi duymuş. Maden, taş ve nihayet mermer işine el atmış ve bu işi ülkesinin kaynaklarıyla yapmayı planlamış. Türkiye ile mermer işi yapmaya; buradan aldığı mermerleri orada satmaya başlamış. Blok mermer ile başlayan mermercilik tutkusu, giderek mermeri kesme ve biçimlendirme işine yönelmiş. Türkiye'nin de dışında mermer arama ihtiyacı duyan Sami, İtalyan mermercileriyle tanışmış. Akdeniz insanları arasında doğan sıcak bir bağ sonucu, Sami, İtalya'dan da hem blok hem plaka hem de bir santim kalınlığında biçimlendirilmiş mermer almış ve işi büyütmeye başlamış. Büyüyen iş hacmi Sami'yi yatırımcı yapmaya zorlamış. Türkiye'ye gelmiş ve İzmir'de 130 kişinin çalıştığı bir mermer işleme tesisi açmış. ABD'de de bir biçimlendirme tesisi bunu takip etmiş. ABD'de büyük ihalelere girmiş. Büyük otel inşaatlarının mermer siparişlerini sadece Sami'ye vermeye başlamışlar. Tüm inşaat malzemeleri fuarlarında en güzel yerler ona ayrılmış. ABD'nin isim yapmış iç mimarlarıyla çalışmaya başlamış, mermer tasarımı konusunda sözü geçer bir hale gelmiş ve sektöründe aranılan kimse olmuş. Mimar kimliğinden gelen yaratıcı yanı, "Mermer dışında ne yapabilirim?" arayışına sokmuş Sami'yi. Mermer parçalarını, cam atıklarını ve maden tozlarını nasıl değerlendireceği ve o malzemelerden yapacağı ürünleri inşaat sanayiinde nasıl ticari amaca yönlendirebileceği arayışına girmiş. Mozaik işi bu düşüncesine en uygun iş olarak görünmüş Sami'ye. İşin özünde hem atık değerlendirme var hem de inşaat sanayiine yaratıcılık içeren keyifli bir yanı var. Öyle ya, Sami bir mimar ve inşaat sektöründe tasarım ve süsleme onun işi. Hemen bir başka firma kurmuş. Adını da biraz İtalyan esinlenmesi ve biraz da ticari ihtiyaçtan "Medici Mosaics" koymuş. Yollara düşmüş; o fuar senin bu fuar benim dolaşmaya başlamış. Tüm amacı firmasının reklamını yapmak ve o pazarda belli bir isim olmak. Bu yolda ciddi paralar harcamış. Harcamış ama Medici Mosaics firması sadece tüccar firma ve arkasında üretimi yok. Sipariş aldığında güvendiği firmalara dizaynlarını vererek yaptırıyor. İş giderek büyümeye ve Sami'nin mozaik firması da isim olmaya başlayınca tesis kurmak şart olmuş. Ankara'ya gelmiş ve 280 kişinin çalıştığı bir mozaik tesisi kurmuş. Mermer parçaları, cam atıkları ve maden tozları bu tesiste sanata dönüşmeye başlamış. Kısa sürede, tasarımcılarının oluşturduğu mozaik panolar büyük inşaat şirketlerinin inşaatlarında aranır malzeme olmuş. Her türlü atık malzeme bu tesiste birer tablo misalinde değerlendirilerek dünyanın birçok yerindeki 5 yıldızlı, 7 yıldızlı otellerin duvarlarını, banyolarını ve zeminlerini süsler hale gelmiş. Sami bu gelişme sonucu ABD'de de 50 milyon dolar ciroya ulaşmış. En büyüğü Atlanta'da olmak üzere ABD'nin 6 ayrı yerinde depoları var. Bu depolarının her birinde dünyanın birçok yerinden getirtilmiş 1 milyon metrekareye varan mermer stokları var. Mozaik ürünleri Home Depot dahil, ABD'nin her yerinde satılıyor.Bu stoklar 18 kamyonluk dev bir dağıtım filosu ile anında müşteriye ulaşıyor. Türkiye'deki mozaik tesisinin yatırım maliyeti 8 milyon dolar ve 280 kişiye iş veriyor. İzmir'deki mermer işleme tesisinin maliyeti 3 milyon dolar ve burada da 130 kişi çalışıyor. Ve en güzeli; Sami'nin bu tesisleri Türkiye'den 20 milyon dolar ihracat yapıyor. Sami'nin başarı hikâyesi ve o hikâyenin mutlu yanı böyle. Gelelim Sami'nin diğer hikâyesine.. Sami'nin pazarı ABD'de ama üretim tesisleri Türkiye'de. Buradaki işçilik üzerindeki yükler ve bu yüklerin yarattığı maliyetler, yüksek vergiler, kurlardaki belirsizlik, enerji fiyatlarındaki yüksek fiyatların yüklediği yükler nedeniyle rekabet zorluğu yaşamış. Küresel kriz ABD'de inşaat sanayiine darbe vurunca zorlanmaya başlasa da marka olduğundan korktuğundan daha az etkilenmiş. Ama ne yapsa ne etse, özellikle Çin'in devlet destekli haksız rekabeti karşısında giderek çaresiz kalmaya başlamış. "Bir şeyler yapmalıyım" şeklinde düşünmüş. Toplamış, çıkarmış, çarpmış ve bölmüş. Dört işlemlik bu basit hesap ona "Türkiye'deki tesislerini Çin'e taşı, piyasada kal" demiş. Sami gidiyor! Türkiye'deki tüm tesislerini Çin'e taşıyor. Toplamdaki 410 kişiye ekmek olan kapı kapanıyor. Türkiye, sanayicisine sunduğu bu rekabet edilemez imkânlarla 20 milyon dolarlık ihracattan oluyor. Sami'ye, "Seni Çin'e çeken nedir" diye sordum. "Türkiye'deki işçiliğim tüm yükleriyle 1100 dolar. Çin'de bu meslekteki en yüksek maaşı vereceğim ve maliyeti 200 dolar, enerji ve hammadde buradan hem çok ucuz ve hem de yüzde 20 yatırım indirimi var, gideceğim sanayi bölgesinde her türlü altyapı hazır ve yer bedava. İhracat yapacağımdan 5 yıl vergi vermeyeceğim ve ihracatta inanılmaz destekler var" şeklinde cevap verdi. Sami'ye, "Gitme, kal" diyemedim. Sami veya Sami gibi diğer kıymetleri ülkemizde tutamazken yabancı sermaye bekleyenlere duyurulur! http://www.referansgazetesi.com/haber.aspx?YZR_KOD=169&HBR_KOD=135472 YORUM:YERLİ SERMAYENİN BİLE TERK ETTİĞİ ÜLKEMİZE YABANCI SERMAYENİN GELMESİNİ BEKLEMEK HAYAL OLUR
|










