Anasayfa » Yazarlarımız » NİHAYET!!!
 

ÖNCE GÜVENLİK

2010 YILINDA
İŞ KAZALARINDA
ÖLEN MADENCİ SAYISI
 

85!!

Giriş Formu



..............................

Maden İhracat Rakamları (USD)
2010 bugüne
kadar toplam
:
1.070.036.000
2009 bugüne
kadar toplam
:
593.492.000
2010 Mayıs
bugüne kadar
:
12.537.000
2009 Mayıs
bugüne kadar
:
1.765.000

Fuarlar


 








Reklam Alanı

  

 

NİHAYET!!! PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Necati Yıldız / Maden Yük. Müh. tarafından yazıldı   
Çarşamba, 03 Mart 2010 12:08

Image


Yazı biraz uzun oldu ama, dert çok olunca yazı da uzun oluyor. Siz yine de zaman ayırıp okuyun. Belki katıldığınız bazı hususlar olur da siz de  bulunduğunuz ortamlarda dile getirir, sektörün sorunlarının çözümüne  katkı sağlarsınız.

Sayın Taner Yıldız Mayıs 2009’da  Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olduğunda “Madencilikte Yeni Bir Dönem Başlıyor” başlığı ile bir yazı yazmış,   sektör adına Sayın Bakanın sorunları çözeceğine inandığımı ifade etmiştim.

Ancak zamanla gördük ki Sayın Bakan gelip geçmiş Bakanlar içinde madenciliğe en ilgisiz kalanı olmuştu. Ta ki  Şubat 2010’nun sonuna kadar madencileri çağırıp sorunları dinleyinceye kadar.  Sayın Bakan nihayet madenciliği Konsey ya da bazı birliklerin temsil etmediği gerçeğini  görmüş olacak ki sektördeki bütün örgütleri bu toplantıya davet edip  sektörün  sorunlarını  dinlemiştir.

Toplantıda her zaman olduğu gibi  sektörün  sorunları değişik kişi ve  ifadelerle dile getirilmiştir. Ancak önemli olan  sorun dinlemek değil, asıl ondan sonra yapılacaklardır.  Acaba Sayın Bakan sorunların çözümünün takipcisi olacak mı? Yoksa  diğer Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlarının yapmış olduğu gibi “gürleyip yağmayacak mı?” 

Bundan sonra Sayın Bakanın sorunları çözeceğine inandığımı ifade eden Mayıs 2009’daki  görüşümü tekrar ifade ederek  sektörle ilgili sorunları tekrar kısa başlık ve  açıklamalarla  dile getirmek istiyorum.  Çözümlere fazla değinmek istemiyorum, sektör çözümleri toplantıda Sayın Bakan ve  ekibine iletmişti. Esasen  şu anda  madencilere reva görülen uygulamalardan vazgeçilmesi sorunların çözümü olacaktır. 

Devletin,  bürokrat, teknokrat ve memurlarının madenciliğe bakışı değişmedikçe  hiçbir sorunun çözülmeyeceği gibi, sektörün yeni sorunlarla karşılaşması kaçınılmaz olacaktır. Öncelikle Sayın Bakan bu konuya el atmalı,  Bakanlık personelinin  madenciliğin  ve madencilerin yanında  olması sağlanmalıdır. 

Sektörün Sorunları:

1-Acil çözüm bekleyen sorunlar

A-    Anayasa Mahkemesi “Madencilik Faaliyetleri İzin Yönetmeliği”nin Yasal dayanağını iptal etmiş, Danıştay da  bu yönetmeliğin çoğu maddesinin yürütmesini durdurmuştur.  Bu davayı kim açmıştı hatırlıyor musunuz? 5177 sayılı Kanuna TBMM’de  evet  oyu kullanan ana muhalefet partisi. Bu arada iktidar partisini de unutmamak gerekir, onlar da  bu kanunun bazı  maddelerini daha uygulanmadan   değiştirmişler, bürokratları da Maden Kanunu yanlış uygulamalarla ceza kanununa dönüştürmüş, madenciliği yapılamaz hale getirmişlerdir.   

5177 sayılı Kanunla değiştirilen  Maden Kanunun 7.maddesi bütün izinlerin  Maden İşleri Genel Müdürlüğü tarafından alınması öngörülerek düzenlenmişti. Buradaki amaç bütün izinleri içerek “Tek bir işletme izni” ve bu izni veren “tek merci”  düşünülmüştür. Yaptırımlar da bu esasa göre düzenlenmişti. Ancak Maden İşleri Genel Müdürlüğü öngörülen izinleri almamış, ama yaptırımları uygulamıştır.  Bunun sonucu olarak da eskiden olduğu gibi ruhsat güvencesi  kalmamıştır.  

İzin Yönetmeliğinin madencilik faaliyetlerine  sağladığı fayda ve kolaylıklar (eğer varsa) tespit edilmeli, bu fayda ve kolaylıklara yenileri de eklenerek ilgili mevzuata derç edilmek üzere 5177 saylı kanununda olduğu gibi Kanun tasarısına ek maddeler olarak ilave edilmelidir. Bu sorun acil olarak çözümlenmelidir. Bu kapsamda öncelikle; 

•    Orman alanlarındaki madencilik faaliyetleri
•    Mera Alanlarında madencilik faaliyetleri
•    Tarım Alanlarında madencilik faaliyetleri
•    Su havzalarında  madencilik faaliyetleri
•    İmar Kanun ile ilgili hükümler
•    İşyeri açma ruhsatı
•    Zeytinlik alanlarda madencilik faaliyetleri ile ilgili  diğer mevzuatlarda  yapılacak yeni düzenlemeler belirlenmelidir. (Bu düzenlemeler ile ilgili yapmış olduğum bir çalışma  mevcut olup isteyene gönderebilirim.)

B-    Madencilik sektörüne dışarıdan müdahaleler sürmektedir.
 
•    Mahalli Çevre Kurulu kararları ile madencilik faaliyetleri kısıtlanmakta ve yasaklanmaktadır.
•    Su havzalarında madencilik engellenmektedir. 
•    Madencilik Faaliyetleri ile Bozulan Arazilerin Doğaya Yeniden Kazandırılması Yönetmeliği mantıklı ve uygulanır değildir.

Sayın Bakan bu  uygulamalara  dur diyecek girişimlerde bulunmalıdır.

2-Çözülmesi gereken diğer sorunlar


•    Madencilik  sektörünün  teşvik  edilmesi
5064 sayılı “yatırımların ve istihdamın teşviki ile bazı kanunlarda değişiklik yapılması hakkında kanun”   kapsamı 2005 yılında çıkarılan 5350 sayılı kanun ile genişletilmiştir. Madencilik sektörü olarak maden kanunu çalışmalarında bu teşviklerin il şartı aranmadan madencilere uygulanmalıdır.

      Madencilikte kullanılan akaryakıt özel tüketim vergisi düşürülmeli, elektrik için düşük özel tarife uygulanmalıdır.

•    Devlet hakkı ile ilgili düzenlemeler 
5177 sayılı kanun ile madencinin  devlet hakkından gelen vergi yükünün azaltılması amaçlanmıştı. Ancak Hükümet bütcedeki açığı kapatmak  amacı ile yeni kaynaklar peşindedir. Bunun için de   bakanlık devlet hakkını   artırmayı düşünmektedir. Bakanlık  yabancı firmaların ödediği devlet hakkını bu firmaların  ürettikleri ürünler  ile ilişkilendirmelidir. Zaten yabancı sermaye için   yatırım  ve vergi cenneti olan ülkemizdeki  yabancı firmalar  daha çok devlet hakkı ödemeye hazırdır.

•    Sevk fişi 
Maden İşleri Genel Müdürlüğünden alınmış  sevk fişleri kaldırılmalı, maden nakledilirken maliyeden  alınan sevk irsaliyesi üzerine ruhsat numarasın yazılması yeterli olmalıdır. Maden İşleri Genel Müdürlüğü sevk fişi satmak gibi gereksiz işlerle uğraşmamalıdır.

•    Beyan usulü

5177 sayılı kanun sonrası 10.maddenin uygulanmaması için hiçbir neden kalmamıştır. Beyan usulü  ile ilgili hükümler uygulanmalıdır. Bu arada da arazriden gereksiz yere analiz için  numune alınmamalıdır. 

•    Arama ruhsatları ihale edilmemelidir

Hiçbir maden varlığı tespit edilmemiş arama ruhsatları iptal edildikten sonra ilan ile doğrudan aramalara açık hale getirilmelidir. Bu uygulama ile de Maden İşleri  Genel Müdürlüğü gereksiz  ciddi bir iş yükünden kurtulacaktır.

•    İşletme izin ve işletme izin alanları
İşletme izni ve işletme izin alanı  gibi kavramlar gereksizi bürokratik işlemleri gerektirmekte,  Maden Kanunun uygulanmasında sorunlar çıkarmaktadır.

Ruhsat işletme izni kavramı kaldırılmalı, ruhsat alanı içindeki aynı grup tüm madenler herhangi bir kısıtlama  getirilmeden   bir proje kapsamında  maden  işletilebilmelidir.

•    Maden Kanundaki cezalar ve ruhsat iptalleri
Maden ruhsatlarından alana bağlı olarak  teminat alınmaktadır. Teminatın neden alındığı artık sorgulanmalıdır. Maden Kanunundaki  teminat iratları “idari para cezası” olarak   değiştirilmelidir.    

•    Ruhsat güvencesi kalmamıştır
5 yıldan bu yana uygulamalarla maden ruhsat güvencesi ortadan kalkmıştır. Tekrar ruhsatlara yatırım güvencesi sağlanması için  uygulamalar gözden geçirilmeli, gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Belki de irat kaydedilen teminatlar için  “genel  af” çıkarılmalıdır.
 
•    Ruhsatların üst üste verilmesi
Maden kanunun 16.maddesi  uygulanarak  ruhsat üstüne ruhsat vermenin sakıncaları ve kötü niyetli  kullanıldığı  görülmüştür. Bu  uygulamayı bir düzene koymak gerekmektedir.

•    Hammadde izinleri

Hammadde izinleri; Maden Kanununda başta belediyeler olmak üzere kamu kurum ve kuruluşlarının halka daha uygun ve maliyeti düşük hizmet götürebilmeleri için bir proje kapsamında yaptıkları işlerin hammadde gereksiniminin karşılanması için sağlanmış bir ayrıcalıktır. Kanunda yapılmış düzenleme kapsamında alınmış hammadde izinleri ile yapılan üretimin ticari amaçla kullanılmaması, bu üretimler için devlet hakkı ödenmemesi,  üretimin ticari amaçla kullanılmaması,  kullanılması durumunda da yaptırımlar öngörülmüştür.

Geçmiş 5 yıllık uygulamalardan hammadde üretim izinleri veriliş amacına uygun kullanılmadığı,  piyasada haksız rekabete yol açtığı, ancak ceza uygulanmadığı görülmüştür.  Bu izin kaldırılmalıdır.

•    Taşocaklarının durumu
Taşocaklarının Maden Kanunu kapsamına alınmasından  rahatsız olmuş kişiler  çatlak sesler çıkarmaktadır.  Bu çatlak sesler taşocaklarının madencilik faaliyeti olmadığını, tekrar maden kanunu kapsamı dışına çıkarılması  gerektiğin ifade ederek ABD’deki uygulamayı örnek göstermektedirler. Boş konuşan  bu kişilere   ABD’deki madenlerin toprağın mülkiyetine tabi olduğunu  ifade etmek gerekmektedir. 100 yıldan bu yana uygulanmış Taşocakları Nizamnamesinin bu ülkeye verdiği zarara  5177 sayılı Kanun ile  dur denilmiş,  bir önceki Bakanımız Sayın Hilmi Güler’in ifadesi ile “taşocakları zaptı-rapt altına” alınmıştır. 100 yılın sorununu 5 yılda çözmek mümkün değildir. Son 5 yılda taşocağı işletmelerinin  fiziki görünümüne bakıldığında  olumlu yönde kayda değer   çok ciddi  gelişmeler gözlenmektedir. Artık bu kişiler seslerini kesmelidirler.  

Daha çok sorun olmasına karşın  Maden İşleri Genel Müdürlüğünce  madencilere yapılan bazı haksızlıklar artık madenciler tarafından kanıksanmış gibi görünmektedir. Örnek verilmesi gerekirse; Çalışılmayan yıllar için projede belirtilen yıllık üretimin %10’u üzerinden devlet hakkı alınmasının Kanunda dayanağı yoktur.  Görünür rezerv alanı büyük olmasına karşı işletme izinlerinin 10 hektar ile sınırlandırılması  Kanunun neresinde yazılıdır?  2004 yılı öcesi alınmış işletme ruhsatları için bir “kağıt” olmaktan öte bir özelliği olmayan   işyeri açma ruhsatı neden isteniyor, olmayanların yıllrdan bu yana faaliyetini sürdüren  işletmelerin faaliyeti neden durduruluyor? İşletme projelerinde “başa baş noktası”  nedirne işe yarar, kimin icadıdırEsasen gereklidir de bizdedeki uygulaması!!!!!!

Toplantıda gündeme gelen konulardan biri de herkese  ruhsat verilmemesidir. Ruhsat vermek için belirli kriterler aranması uygun olabilir. Ancak bu kriterler   ülkemizdeki orta ve küçük boyutlu madenciler yok etmeye yönelik olmamalıdır.

Toplantıda   ülkemizde oluşan  “ruhsat pazarı”ndan duyulan hoşnutsuzluk da gündeme gelmiştir. Bu pazardan  rahatsızlık duymamak mümkün değildir. Ancak devlet  hiç bir maden varlığı belirlenemediği  için  terk edilen  arama ruhasatları ile  maden olmadığı için ret edilen işletme ruhsatı talepli sahaları neden ihale ediliyor?  “Ruhsat pazarı”ndaki alış veriş ile bu sahaların  ihale edilmesi arasındaki fark nedir? Kaldı ki ihale edilecek alanlar çok uzun süre madenciliğe kapalı kalmaktadır.

Ve belki de en önemlisi Maden İşleri Genel Müdürlüğü her şeye müdahale edip diğer bakalıkların görevlerini  üstlenmemelidir. Herkes kendi işini yapmalıdır.  Bakanlık her şeye gereksiz yere müdahale etmektedir. Esasen yapılan uygulamanın  yasal dayanağı da yoktur. Örneğin orman alanında  izinsiz faaliyette bulunulması durumunda Orman Kanunua göre ruhsat sahibine para ve  hapis cezası öngörülmektedir. Bu arada  Maden İşleri Genel Müdürlüğünce de  ruhsat  teminat iradı yapılmaktadır. Yani bir fiile iki yaptırım  uygulanmaktadır. Sizce bu uygulama doğru mu?   

Ne diyelim artık, “İyi olur inşallah” . Mart 2010.

 

http://www.habermaden.com/index.php?option=com_content&task=view&id=1296&Itemid=158