Anasayfa » Yazarlarımız » ÖNERİLER !
 

ÖNCE GÜVENLİK

2010 YILINDA
İŞ KAZALARINDA
ÖLEN MADENCİ SAYISI
 

85!!

Giriş Formu



..............................

Maden İhracat Rakamları (USD)
2010 bugüne
kadar toplam
:
1.070.036.000
2009 bugüne
kadar toplam
:
593.492.000
2010 Mayıs
bugüne kadar
:
12.537.000
2009 Mayıs
bugüne kadar
:
1.765.000

Fuarlar


 








Reklam Alanı

  

 

ÖNERİLER ! PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
NECATİ YILDIZ tarafından yazıldı   
Salı, 09 Mart 2010 12:12
ÖNERİLER !PrintE-mail
Haberin Basarisi: / 2 
KötüÇok iyi 
PAZARTESI, 08 MART 2010
Image

Rahmetlik Aziz Nesin’in mizah için bu kadar malzemeyi nereden bulduğunu hep merak etmişimdir.  Yalnızca toplumu gözlemiş. Siz de  etrafınıza Aziz Nesin gibi bakabilirseniz inanın belki de  O’ndan daha iyi bir mizah yazarı olabilirsiniz(!)
 
Yaklaşık 35 yıllık meslek hayatımın önemli bir bölümü işletmelerde üretimle geçirdim. 10 yıl da Ankara’da masa memurluğu yaptım. Bu süre içinde madenciliğin önündeki en büyük engelin bürokrasi olduğuna şahit oldum. Yani şu bürokrasi olmasaydı madencilik ne kadar rahat olurdu bilemezsiniz.  Aziz Nesin gibi üstatların yaşamı gözlemledikleri gibi ben de madencilik sektörünü yakından gözlemeye çalıştım. “Zübük”, “İyi Olur İnşallah” gibi Azizi Nesin’in çoğu hikayesini alıp sektörle ilişkilendirmek o kadar kolay ki.  Bir de  kültürümüz madencilikle ilişkilendirilebilecek  atasözü  ve hikaye olarak  da çok  zengin;  “Kılavuzu karga olanın ....”, “böyle başa böyle tarak “, “köprüden geçinceye kadar ayıya dayı”, “üzerine ölü toprağı serilmiş”, “elle gelen düğün bayram”, “Allah beterinden saklasın”, “dinsizin hakkından imansız gelir”,  “Nasrettin Hoca ile Timur arasında geçen fil hikayesi”, “Köprüden gelip geçenlerden alınan haraç”, “Ağustos Böceği ile Karınca” hikayeleri  gibi. 

Sayın Bakan nihayet madencileri geçen Pazar günü Ankara’da topladı, sorunları dinledi, herhalde gündemde olan Tasarı üzerinde madencilerle fikir birliği sağlamayı amaçlamıştı. Ancak bildiğim kadarı ile  geri çekilen Tasarı üzerinde önemli bir değişiklik yapılmadan  ve madencilerle görüş birliği sağlanmadan Bakanlar Kuruluna tekrar sevk edilmiş. Ben duyduğumun yalancısıyım;  sektörde önde gelen  kişi ya da kişiler  bu Tasarının yeterli olduğunu ifade etmiş ve sonuçta  üzerinde bir görüşme yapılmasına gerek duyulmamış. Ne diyelim sektöre hayırlı olsun. İnşallah madenciler Mecliste“değişiklik önergeleri” ile   daha çok hayal kırıklığına  uğramazlar. 

Bütçedeki açığı kapatmak için  doğalgaza, elektriğe, sigaraya, içkiye zam yapılıyor. Sigara ve içki gibi güzel alışkanlığım yok ama elimiz mahkum doğal gaz ile elektriği kullanıyoruz. Bunlara gelen zam da haliyle cebimizi  olumsuz yönde etkiliyor.  Sonuçta maliye  öğle bir kaynak bulmalı ki  vatandaş etkilenmemeli. Bu Taslağın Mecliste görüşülmesi  vatandaşı etkilemeyecek kaynak yaratmak için çok iyi bir fırsat. 

Tasarı Mecliste görüşülürken verilebilecek bazı  değişiklik önergeleri ile  ilgili  önerilerim olacak:

1-Devlet hakkı %2’den %4’e çıkarılıp  ocak başı satış tutarı yerine fatura bedeli üzerinden alınırsa  madencilikten devletin elde ettiği gelir en az 5 kat artacaktır.

2-Çimentonun  hammaddesi madencilik ürünü değil mi? Bu sektör çok kazanıyor ki   hiç sesleri çıkmıyor, hiçbir sorunları da yok gibi. Çimento sektöründen devlet hakkı üretilen çimento üzerinden  ton başına 2 TL ya da  3 TL alınırsa bunun bütçeye katkısı   150 milyon TL  olacaktır. 

3-Taşocakları ile ilgili yetki ve sorumluluk il  özel  idarelerine  geri verilerek muhtemel  ilişkilere zemin hazırlanarak kayıt dışı (!)  vergilerin artırılması mümkündür.  Bu arada  mermer sektörü ile çimento sektörü ile ilgili denetimler de il özel idarelerine verilmelidir. Bu sahaların Ankara’dan denetlenmesi mümkün değildir.  Hiç değilse  il özel idarelerince  olmayan bilgi birikimleri ile bu sahalar daha sık denetlenip   daha çok ceza kesilebilir. Bu cezalar  da bütçe için iyi bir kaynaktır. Ayrıca açılacak davalar da   hukuk camiasına   bir canlılık getirecektir. 

4-Maden Kanununa göre verilmiş 32.000  adet arama, 11.000 işletme  ruhsatı mevcuttur. Arama ruhsatı harcı 544, en düşük işletme ruhsatı harcı da 3.270 TL’dir. Bunların toplamı yılda yaklaşık 55 milyon TL’dir. Harcı 4 kat artırırsanız devletin geliri 200  milyonun üzerine çıkacaktır. 

5-Arama ruhsatlarından  ÇED istenip, ruhsat devir harçları da 50.000 TL’ye çıkarılırsa, bakın  piyasada ruhsat pazarı oluşacak mı?

6-Maden Kanunda teminatlar harç ile  ilişkilendirilmiştir. Harç artınca teminat miktarları da artacaktır. Kanunun 13 ya da 14 yerinde teminat iradı ile ilgili hüküm vardır. Kanuna bu sayıyı  artacak  birkaç hüküm  daha eklemek mümkündür. 24 maddede izinler ile ilgili 3 aylık süre 15 güne indirilebilir.  Olmayan yerlere “Teminat irad kaydedilerek İKİ KATINA  çıkarılır”  hükmü ilave edilebilir. Böylece teminat iradları ile  devlete önemli bir gelir sağlayacaktır. Bir de sahaların denetimini “dernek ya da derneklere” verirseniz bütçe için madencilik faaliyetleri para basacak hale gelecektir. 

Değişiklik önergeleri için daha  önerilerim var da şimdilik bu kadar yeterli. İnanın bu önergeler yasalaştığında madenciliğin  GSM  (Gayrı Sihhi Müesseseler değil) Hasıla içindeki payı % 1.5’lerden %5’lere çıkacak, yıllardan bu yana uğraşıp sektörün  gerçekleştiremediğini devlet bir kalemde gerçekleştirmiş olacaktır. Belki o zaman bu ülkede madenciliğin önemi anlaşılacak, sektör devlet tarafından teşvik edilecektir. 

Yüzünüzdeki acı tebessümü görür gibi oluyorum. Yazdıklarımın çoğu Ankara’dan esintilerdir.  “Dost acı söyler” demişler;  “bir musibet bin nasihatten daha iyidir”. Bunlar başınıza gelir de belki silkinir,  dernek yöneticilerine  “neler  oluyor?” diye sorarsınız. Ya da bir araya gelir madencilerin hakkını gerçekten arayacak, sesini duyuracak  yeni dernekler,  yeni birlikler kurarsınız.  Ben sizi uyarayım da.......

 

 http://www.habermaden.com/index.php?option=com_content&task=view&id=1304&Itemid=158