Anasayfa » Yazarlarımız » Maden ocağındaki kanarya...
 

ÖNCE GÜVENLİK 2010 YILINDA İŞ KAZALARINDA ÖLEN MADENCİ SAYISI

 

 

90!!

Giriş Formu



Site içi arama

İstatistikler

Üyeler : 1019
İçerik : 1588
Web Bağlantıları : 10
İçerik Tıklama Görünümü : 86045

..............................

Maden İhracat Rakamları (USD)
2010 bugüne
kadar toplam
:
1.070.036.000
2009 bugüne
kadar toplam
:
593.492.000
2010 Mayıs
bugüne kadar
:
12.537.000
2009 Mayıs
bugüne kadar
:
1.765.000

Fuarlar


 








Reklam Alanı

  

 

Maden ocağındaki kanarya... PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Bekir Coşkun tarafından yazıldı   
Pazar, 23 Mayıs 2010 12:06
Bekir Coşkun
Maden ocağındaki kanarya...
23 Mayıs 2010 Pazar, 10:32:46

 

MADEN işletmesinin ofislerindeki kafeslerde kanaryalar vardı.

Güneş doğmadan, ortalık ağarmaya başladığında hep bir ağızdan şarkılarını söylerlerdi.

Yemlerini veren maden ocağının başı kasklı işçilerini tanımışlardı. Onları görünce sevinç çığlıkları ata ata kafeslerin içindeki dallardan öbürüne atlayıp dururlardı.

Onlar için işletmenin bütçesine “ödenek” bile koymuşlardı.

Belli ki kendilerini besleyen ve seven insanlarla birlikte olmaktan
çok mutluydular.

Maden ocağına inen işçiler birer kafes alıp yanlarında götürüyorlardı. Karanlık derinliğe indikçe kanaryalar susuyor, ama bu küçük gezintiden belki de hoşnutlardı.

Kasklı işçileri görünce sevinip kanat çırpmaları belki de bundandı...

Oysa...

Oysa bu hüzünlü bir hikâyeydi...

O zamanlar zehirli gaz ölçme aletleri henüz bize ulaşmamıştı ve aygıtlar pahalıydı. Çaresiz madenciler, kafeslerdeki kanaryalarla madene iniyorlar, öldürücü gaz önce dünyanın en zarif ve duyarlı canlıları kanaryaları öldüreceği için küçük kuşlar bir türlü “alarm” görevi görüyordu. Kimi zaman yerin karanlık dibindeki kanaryanın boynu bükülüyor, o sessizce can verirken, madenciler bunu görünce ocaktan kaçıp kurtuluyorlardı.

(Tıpkı şimdi işçilerin ölerek, sermayenin yaşamasını sağlamaları gibi.)

Bir küçük kuş ölüyor, ama madenciler yaşıyorlardı...

Maden ocaklarındaki kanaryaların hüzünlü öyküleri; aslında birbirine bağlı, birbirinin ucunda, birbirinden asla ayrılmayan bir “yaşam ortaklığını” ya da “yaşam sıralamasını” anlatır bize... 

Bir yaşam bittiğinde, öbürünün de biteceğini...

Ormanlar, ırmaklar, denizler, sincaplar, yunuslar, yemek artığı
bekleyen kedi, kovulmasını istediğiniz yandaki arsada yaşayan anne köpek, balkonu kirlettiği için kovduğunuz o kuşlar...

Tümü...

Tümü yaşamaya çalıştığımız atmanın “kafesteki kanaryaları”dır...

Onlar öldüğünde...

Biz yaşayamayız...