Anasayfa » Yazarlarımız » Madencilik Varsa İmar Planına Gerek Yok! Ayhan TURAN
 

ÖNCE GÜVENLİK 2010 YILINDA İŞ KAZALARINDA ÖLEN MADENCİ SAYISI

 

 

90!!

Giriş Formu



Site içi arama

İstatistikler

Üyeler : 1019
İçerik : 1588
Web Bağlantıları : 10
İçerik Tıklama Görünümü : 86061

..............................

Maden İhracat Rakamları (USD)
2010 bugüne
kadar toplam
:
1.070.036.000
2009 bugüne
kadar toplam
:
593.492.000
2010 Mayıs
bugüne kadar
:
12.537.000
2009 Mayıs
bugüne kadar
:
1.765.000

Fuarlar


 








Reklam Alanı

  

 

Madencilik Varsa İmar Planına Gerek Yok! Ayhan TURAN PDF Yazdır e-Posta
Kullanıcı Değerlendirmesi: / 0
ZayıfEn iyi 
Ayhan TURAN tarafından yazıldı   
Pazar, 20 Haziran 2010 17:50
TBMM Genel Kurulu’nda geçen hafta kabul edilerek yasalaşan “Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” bir takım düzenlemeleri beraberinde getiriyor. Temel düzenlemelerden bahsedecek olursak tüm ormanlar ile yaban hayatını koruma ve geliştirme sahalarında maden arama faaliyetleri yapılabilecek. İçme suları madencilik faaliyetlerinin olumsuz etkilerine maruz kalabilecek. Belediye sınırları içindele olsa; madencilik için İşyeri Açma ve Çalışma Ruhsatlarının tamamı belediyeler saf dışı edilerek İl Özel İdareleri tarafından verilecek. Dolayısıyla talimatla ruhsat verilecek.
Bir Şehir Plancısı olarak sizlerle asıl paylaşmak istediğim planlama ve imar konusu. Zira yeni düzenleme ile maden alanında imar kanunu geçersiz. Maden sahalarında yapılacak tüm yapılar İmar Yasası hükümlerinden muaf tutulacak. Eskiden yapılacak binalar için inşaat ruhsatı alınması gibi imar hükümleri uygulanırken şimdi işletmeciler madenlerde istedikleri binayı, istedikleri gibi yapabilecekler.Şöyle düşünün belediyenin 15 metrelik imar yoluna maden alanı rastladı, yol geçersiz, yeşil alana rastladı yeşil alan geçersiz sonuçta imar planınız geçersiz.Oldu olacak imar kanunu da iptal edilsin.
Yasanın 7. maddesine eklenen fıkra ile; Ruhsat alındıktan sonra imar alanları içine alınan maden sahalarında yapılacak madencilik faaliyetleri için ilgili merciden izin almaya dahi gerek yok. İmar planı bulunmayan alanlarda yapılan veya yapılacak olan madencilik faaliyetleri ile bu faaliyetlere bağlı geçici tesisler ve bunların müştemilatı için imar planı yapılmayacak. Geçici tesisler ve bunların müştemilatı, inşaat ve yapı kullanma iznine tabi olmayacak.
Oysa 3194 Sayılı İmar Yasası’nda kimlerin ya da hangi yapılar için yapı ruhsatı aranmayacağı sınırlı olarak sayılmıştır. İmar Yasası’nda madencilik faaliyetleri için getirilmiş bir muafiyet bulunmamaktadır. Diğer yandan, 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “imar kirliliğine neden olma” başlığı altında düzenlenen 184. maddesinin 3. bendine göre; “Yapı kullanma izni alınmamış binalarda herhangi bir sınai faaliyetin icrasına müsaade eden kişi iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır”. Ceza Yasasında suç sayılan eylemler, maden yasasıyla suç olmaktan çıkartılıyor. Anayasa’nın 10.maddesindeki “yasa önünde eşitlik ilkesi altüst.
İmar Kanununun amacı, yerleşme yerleri ile bu yerlerdeki yapılaşmaların; plan, fen, sağlık ve çevre şartlarına uygun teşekkülünü sağlamaktır. Kanunun kapsamı Belediye ve mücavir alan sınırları içinde ve dışında kalan yerler olup kanun gereği yapılacak planlar ile inşa edilecek resmi ve özel bütün yapılar kanun hükümlerine tabidir. Kanun genel esasına göre herhangi bir saha, her ölçekteki plan esaslarına, bulunduğu bölgenin şartlarına ve yönetmelik hükümlerine aykırı maksatlar için kullanılamaz. Plan yapımına ait esaslara dair yönetmeliğin amacı ise insan, toplum, çevre münasebetlerinde kişi ve aile mutluluğu ile toplum hayatını yakından etkileyen fiziksel çevreyi sağlıklı bir yapıya kavuşturmak, yatırımların yer seçimlerini ve gelişme eğilimlerini yönlendirmek ve toprağın korunma, kullanma dengesini en rasyonel biçimde belirlemek üzere hazırlanacak her tür ve ölçekteki planın ve bu planlar üzerinde yapılacak değişikliklerin hangi esaslar dahilinde yapılacağını belirlemektir.
Özetlemek gerekirse ruhsata tabi olsun veya olmasın mekânda yapılacak her türlü yapı ve tesisin, tarım ve orman dışındaki işlevlerin arazi kullanım kararlarının saptanması dolayısıyla her türlü planın yapılması gerekmektedir. Plansız yapılacak yapılar ise köyde ve mahallede sürekli oturanlara verilecek yerleşik alanlardaki iki katlı konut izni ile kıyıda yapılacak plaj tesislerine ve buna benzer kullanımlarla ilgidir. Kamu ya da özel olsun plan yaptırmadan plansız sahalarda imar planı olmadan yapı yapılamaz. Özel kanunlardaki istisnalar ise imar kanunu bağlamında değerlendirilir. Tek başına özel kanunların uygulanması söz konusu değildir. 
İmar Planı faaliyeti üniversitelerin ilgili bölümlerinden mezun olmuş ve ilgili oda tarafından yetkilendirilmiş Şehir Plancıları tarafından gerçekleşmekte olan bağımsız ve kendine özgü bir faaliyettir. Öyle ki, yetkin plancı tarafından hazırlanmış imar planı, kamulaştırma kanununda karşılığını bulduğu gibi “bir kamu yararı belgesi” olup, sonucu itibariyle hem devlet hem de bireyleri bağlamaktadır. Anılan yasada böylesi bir kamu belgesine, imar planına ve plancısına ve üretilen hizmete ne kadar basit yaklaştığının ifadesi mevcuttur. Plancı düzenlediği imar planında ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının görüşlerini de yansıtmaktadır. Ne yazık ki bir hukuk belgesini üreten Şehir Planlama alanı alelade bir bakışın altında ezilmeye çalışılmaktadır Zaten imar planları doğru dürüst yapılmadığı gibi uygulayan da yok diye düşünmüş olabilir kanun koyucular. Lüzumsuz bir evrak neticede!
Son olarak hatırlatayım benzer durum baz istasyonları içinde geçerli idi. İmar planına bakılmadan ve belediyeden izin alınmadan istenilen yere konuluyordu. Bu düzenleme yüksek yargı organlarınca iptal edildi. Bu yasanında benzer bir yorumla iptal edilmesi mümkün.