
Â
 Maden işleri yeni bir açılma dönemindedir.
MADEN MÜHENDİSLERİMİZİ, ihtiyaca yeter sayı ve
değerde yetiştirme konusuna önem vermek gereklidir.
Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK
GiriÅŸ Formu
İLAN GİRİŞİ
| Home |
| New Ad |
| My Profile |
| My Ads |
| Rules |
| - - - - - - - |
| All Ads(0) |
| - - - - - - - |
| MADEN SAHASI SATIÅžI (0) |
| Makina Satım (0) |
| Makina Alım (0) |
| MADENCİLİK SEKTÖRÜ |
|
|
|
| Cihangir DARENDE-Maden Yüksek Mühendisi tarafından yazıldı |
| Salı, 05 Nisan 2011 15:33 |
|
Yasal gelişmeler açısından hareketli bir dönem geçiren madencilikte kilometre taşlarından biri 2010 yılının Haziran ayında atıldı. ‘Maden Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı’, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı. Beklediği Maden Kanunu’ndaki değişikliğe geçen yılın haziran ayında sahne olan Türkiye madencilik sektörü, ocak açıp üretim yapmak için şimdi izin bekliyor. Dünyada ticareti yapılan 90 çeşit madenden 77’sinin bulunduğu Türkiye’de, madencilik sektörü portföyündeki zengin maden rezervlerini değerlendirmek ve ocak açıp üretim yapmak için izinlerde kolaylık sağlanmasını istiyor. Anayasa Mahkemesi’nin maden izinlerini düzenleyen kanunun 7’nci maddesinin 2010 yılında yenilenmesine rağmen hâlâ sektörün talebini karşılayamaması, firmaların ocak açma faaliyetlerini bir anlamda durma noktasına getirdi. Yasal mevzuatın üretimi zorlaştırması, izin almalarda yaşanan sıkıntılar, maliyetlerin yüksekliği gibi problemler nedeniyle yatırımların ertelendiği sektörde, eski ruhsat sahipleri üretimden çekilirken, yeni girişimcileri ocak yatırımlarını rafa kaldırıyor. Yasal mevzuatlar, yani bir çok kanun ve değişik yönetmelikler, nedeniyle bekleyişin hakim olduğu sektörde, 2011 yılı ‘mevzuata adaptasyon’ ile geçecek. 5995 sayılı kanun ile 3213 sayılı Maden Kanunu’nun birçok maddesinde değişiklik yapılırken, özellikle maden izinlerini düzenleyen yeni yönetmeliğin ilgili maddeleri, mermer ve metal ihracatçısı olan şirketleri üretim ve ihracatlarını artırmaları konusunda zora sokuyor. Geçen sene, 2009’da yaşanan global ekonomik krizin etkilerini atlatmaya çalışan sektörün sıkıntılarına, izin sürecinin tıkanmasından kaynaklı sorunların da eklenmesi, ihracat firmalarının dünya pazarlarlarında artan talebe cevap vermesini engelliyor. Tüm bu gelişmeler sektörün 2011 yılında gerek üretim, gerekse ihracat bakımından en iyi olasılıkla geçen seneye paralel bir performans göstermesine neden olacağı tahminlerini kuvvetlendiriyor. Türkiye Madenciler Derneği’nden alınan verilere göre, Türkiye madencilik sektöründe TKİ, TTK, EÜAŞ gibi kamu kuruluşları ile 100 kadar büyük sermayeli şirketin işletmesi var. Sektörde çoğunluğu orta ve küçük boy olan işletmelerin 7 bin civarında maden işletmesi mevcut. Doğrudan ve dolaylı olarak 1 milyon kişiyi istihdam eden maden sektörünün 2010 yılı GSYH içindeki payı ise yüzde 1.5 civarında bulunuyor. Madenciliğin girdi sektörlerinde birincil ürün bazında yarattığı hâsılanın GSYH içindeki payı ise yüzde 3.6’ya kadar çıkıyor. Üretimden 2008 yılında 10.1 milyar dolar, 2009 yılında 6.4 milyar dolar hâsıla elde eden Türk madencilik sektöründe, 2010 yılında bu rakam 10 milyar dolar olarak gerçekleşti. 2011 yılı için sektörün hâsıla beklentisinin yine 2010 yılı düzeyinde olacağı tahmin ediliyor. 2015 yılında ihracatını 5 milyar dolara çıkarmayı hedefleyen Türkiye madencilik sektöründe, 2009 yılında yaşanan global ekonomik krizin ardından ihracat 2010’da tekrar yükselişe geçti. 2009 yılında 2.4 milyar dolarlık ihracatını yüzde 46 oranındaki artışla 2010 yılında 3.6 milyar dolara ulaştıran sektörün, 2011 yılı ilk iki aylık dönemine dair ihracatında, bir önceki yıla göre miktarda yüzde 27, değerde de yüzde 11’lik bir artış yaşandı. Türkiye’nin 2011 yılı Ocak-Şubat dönemine ait maden ihracatı 527 milyon dolar olarak gerçekleşti. Madencilikte, doğaltaş ihracatı 1.5 milyar dolarla birinci sırada yer aldı Madencilik ürünleri ihracatının gerçekleştirildiği önemli ülkeler arasında, Çin Halk Cumhuriyeti 1.5 milyar dolarla ilk sırada yer alırken, bu ülkeye olan ihracat 2009’a göre miktarda yüzde 43.5, değerde yüzde 57 oranında artış kaydetti. Çin’i sırasıyla, 271 milyon dolarla ABD 110 milyon dolarla Belçika, 105.9 milyon dolarla Bulgaristan ve 99.4 milyon dolarla İtalya takip etti. 2010 yılında ana mal gruplarının ihracatına baktığımızda doğaltaş ihracatı bir önceki yıla göre yüzde 26 artışla 1.568 milyar dolar ile ilk sırada yer aldı. Bunu 1.303 milyar dolarla metalik cevherler, 590 milyon dolarla endüstriyel mineraller ve 193 milyon dolar ihracatla da ferro alyajlar ile diğer mineral maddeler takip etti. Sektör, kamu kurumlarının kapısında beklemek istemiyor GSYH içindeki payını 2015 yılında 10 ila 12 milyar dolara çıkarmak isteyen sektörde gerek üretim, gerekse ihracat bakımından 2011 yılında geçen seneye paralel bir performans göstermesi bekleniyor. Bunda rol alan etkenler olarak özellikle Kuzey Afrika’da baş gösteren olaylar ile maden izinlerini düzenleyen yasal yönetmeliğin 7’nci maddesi gösteriliyor. Sektörün tekrar üretim ve ihracat atağına geçebilmesi için ilgili mercilerden beklentisinin başında, sorunları çözecek, sektörün büyümesini sağlayacak, yatırım ortamını iyileştirecek, özgün bir yasal düzenleme ve yetkin, güçlü bir Maden Bakanlığı’nın kurulması geliyor. Bunun yanında sektör, Türkiye’deki maden potansiyelinin harekete geçirilmesi amacıyla öncelikli olarak maden kanunu uygulama yönetmeliğindeki izinlerle ilgili maddenin etkin bir şekilde işletilmesi gerektiğini vurguluyor. Yetkililer, ancak bu şekilde ruhsatını alan madencinin, madeni işlemek için kamu kurumlarının kapısında fazla zaman harcamaktan kurtulacağını dile getiriyor. Ayrıca Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan alınan ruhsatla doğrudan işletmeye geçilmesinin önünün açılması gerektiğine vurgu yapan sektör yetkilileri, temsilcilerin ve ilgili kamu kurum ile kuruluşlarının üzerinde mutabakat sağlayabileceği, uzun vadeli bir madencilik politikasının oluşturulmasını talep ediyor. Yabancılar mevzuata göre gelecek Şu anda özellikle altın, bakır ve manyezit gibi madenlerin üretiminde faaliyet gösteren 25 civarında yabancı ortaklı şirketin bulunduğu sektörde, toplam madencilik üretimindeki yabancı ortaklı şirketlerin değer olarak aldığı pay yüzde 5 seviyesinde yer alıyor. Türkiye’nin bölgesinde yatırım açısından en uygun ülke olduğu vurgulanırken, maden kaynaklarına artan talep doğrultusunda önümüzdeki yıllarda yabancı sermaye yatırımlarının artması bekleniyor. Özellikle Çin, Kanada ve AB ülkelerinden Türk maden kaynaklarına giderek artan bir ilginin olduğuna dikkat çeken sektör temsilcilerine göre, yabancı sermaye yatırımları, madencilik sektöründeki mevzuat karmaşasının çözümlenmesi ve yatırım ortamının iyileştirilmesine bağlı olarak şekillenecek.
|
| Son Güncelleme: Pazar, 10 Nisan 2011 12:49 |






